22.7 C
İstanbul
Perşembe, 20 Ağustos 2020

Türkiye’nin ‘simge’ camileri bu ramazanı mahzun geçiriyor

Benzer Haberler

Berna İnönü
Yaşam Yazarı
Bursa

İslamiyet’in mukaddes mekanları olan, yapılış zamanları, mimarileri ve hikayeleriyle bulundukları şehirlerin simgesi haline gelen camiler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle bu ramazanı mahzun geçiriyor.

Selçuklu ve Osmanlı’dan izler taşıyan, asırlara meydan okuyarak Türkiye’nin sembolleri olan camiler en sakin günlerini yaşıyor.

Ülkenin doğusundan batısına kadar birçok caminin en “sessiz” hali, Anadolu Ajansı (AA) ekiplerince havadan görüntülendi.

“Yedi Tepeli Şehri” zamanı camiler süslüyor

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinin derhal arkasından meydana getirilen Eyüp Sultan Camisi ve etrafındaki medrese, aşhane, imaret, hamam ile türbeden oluşan külliye, her yıl ramazan ayında binlerce ziyaretçiyi ağırlarken bu yıl zamanı bölgede sessizlik hakim.

Sultan 1. Ahmed tarafınca 1616’da mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılan Sultanahmet Camisi, kentin en fazlaca gezgin çeken mekanları içinde yer ediniyor.

Kanuni Sultan Süleyman adına 1551-1557’de İstanbul’da Mimar Sinan tarafınca inşa edilen Süleymaniye Camisi, ihtişamıyla adeta büyülüyor.

Osmanlı-Selçuklu mimari tarzıyla bugünün çizgilerinin bütünleştiği “Büyük Çamlıca Camisi” de kentin yeni sembollerinden biri oldu. İbadet bölümlerinin yanı sıra müze, sanat galerisi, kütüphane, konuşma salonu, sanat atölyesi ve otoparkın yer almış olduğu Türkiye’nin en büyük camisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 3 Mayıs 2019’da açıldı.

Edirne’de Mimar Sinan’ın “ustalık eseri”, Bursa’da zamanı Yüce Cami

Ünü çağını aşan Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim.” söylediği Selimiye Camisi, eşi olmayan mimarisi ve azametiyle serhat uzunlukta yıllara meydan okuyor.

UNESCO’nun 2011’de ilk kez bir camiyi kültürel yapıt listesine almasıyla dünya çapındaki ünü daha da artan Selimiye Camisi, barındırdığı özellikleri ve ihtişamlı yapısıyla dikkati çekiyor. Türk-İslam mimari sanatının mihenk taşı zamanı cami, bir biblo benzer biçimde Edirne’nin en ihtişamlı yapısı olarak göze çarpıyor.

Osmanlı döneminde Süleyman Çelebi tarafınca 1403’te inşasına başlanan ve Sultan 1. Mehmed tarafınca 1414’te yapımı tamamlanan “Eski Camii” de Edirne’nin simgeleri içinde yer ediniyor.

Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid zamanında, 1396-1400 yıllarında, Orhan Gazi Parkı’nın bulunmuş olduğu geniş bir alana meydana getirilen Bursa Yüce Cami, Osmanlı camileri içinde fazlaca kubbeli anıtsal yapıların ilki olma hususi durumunu taşıyor. Yüce Cami’nin 12 büyük dört köşeli paye üstüne oturan 20 kubbesi bulunuyor.

Bursa’nın doğusunda Uludağ eteklerindeki bir tepenin üstünde, 15. yüzyılın başlangıcında, Yıldırım Bayezid’in kızı ve Komut Sultan’ın eşi Hundi Hatun tarafınca, Komut Sultan’ın vefatı üstüne yaptırılan “Komut Sultan Camisi” de simge camilerden biri olarak varlığını sürdürüyor.

İç Anadolu’nun asırlara meydan okuyan ibadethaneleri

Ankara’daki Hacı Bayram Veli Camisi 1427-1428 yıllarında yapılmış oldu. Bugünkü haliyle 17. ve 18. yüzyıl camilerinin karakterlerini taşıyan cami uzunlamasına dikdörtgen bir plana haiz. Kuzeyde ve batıdaki son cemaat yeri sonradan ilave edildi.

Türbenin güneydoğu duvarında kare planlı taş kaideli, silindirik tuğla gövdeli ve iki şerefeli minare bulunuyor. Caminin son cemaat yerinin güneye bakan çıkıntı duvarında sülüsle yazılmış Kelime-i Tevhid de yer ediniyor.

Başkentte, Osmanlı sürecinin mimari estetiği ile çağıl hızla gelişen teknolojinin imkanlarını bütünleştiren Kocatepe Camisi, minarelerinde Selimiye, merkezi kubbe ve yarım kubbelerinde ise Sultanahmet camilerinin izlerini taşıyor.

Türkiye Diyanet Vakfı tarafınca yapımı tamamlanıp 28 Ağustos 1987’de ibadete oluşturulan Kocatepe Camisi, Ankara’nın mühim sembollerinden biri olma hususi durumunu taşıyor.

Konya’daki Mevlana Meydanı’ndaki Sultan Selim Camisi de bu ramazan ayında cemaatsiz kaldı. 2. Sultan Selim’in Konya Valiliği esnasında 1558’de yapımına başlanan ve 1567’de tamamlanan cami, klasik Osmanlı mimarisinin Konya’daki en güzel örneklerinden biri olarak dikkati çekiyor.

Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinali olan Konya’nın Beyşehir ilçesindeki Eşrefoğlu Camisi’nde de koronavirüs önlemleri kapsamında sessizlik hakim. 1296-1299 yıllarında inşa edilen cami, anıtsal taç kapısı, eşi olmayan mihrap ve minberi, üstün ağaç ve çini işçiliği yönünden adeta bir müzeyi çağrıştırıyor.

Kayseri’de, kitabesinde miladi 1238 senesinde Selçuklu Hükümdarı 1. Alaaddin Keykubad’ın eşi Mahperi Hatun tarafınca yaptırıldığı yazılan Hunat Camisi, medrese ve hamamı da barındıran büyük bir külliye. Doğu ve batısındaki taş kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerinden olan caminin ahşap minberi ise orijinalliğini koruyor.

Kayseri kent merkezinde Kapalıçarşı’nın yanında yer edinen Yüce Cami, değişik kaynaklarda Cami-i Kebir yada Sultan Cami olarak da anılıyor. 1135’te, Danişmendli hükümdarı Melik Mehmet Gazi tarafınca yaptırılan cami dış görünüşüyle oldukça mütevazı. Kentteki Lale, Han, Kurşunlu ve Hacı Kılıç camileri de mühim simgeler içinde bulunuyor.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun tarihini yansıtan camiler

Diyarbakır’daki Hazreti Süleyman Camisi, Nisanoğlu Ebul Kasım tarafınca 1155-1160 yılları aralığında yaptırıldı. “Nasiriyye”, “Meşhed”, “Murtaza Paşa” ve Kale Camisi olarak da adlandırılan yapı, kentin simgeleri içinde.

Kentteki “Kurşunlu Camii” olarak da isimlendirilen Fatih Paşa Camisi 1516-1520 yılları aralığında şehrin ilk Osmanlı Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa tarafınca inşa ettirildi. Diyarbakır’da meydana getirilen ilk Osmanlı eseri olan caminin duvarları Osmanlı çinileriyle kaplı. Mihrabı ve minberi görkemli bir sanat yapıtı olan caminin ayrıntıları Selçuklu tarzında.

Valide Meryem Kilisesi adıyla 1873’te inşa edilen, hapishane olarak da kullanılan sadece 2017’de meydana getirilen restorasyonla camiye dönüştürülen Gaziantep Kurtuluş Camisi, kentin en büyük camileri içinde bulunuyor. Dünyada eşine nadir rastlanan bir minbere haiz olan Boyacı Camisi ile zamanı Eyüboğlu Camisi kentin mühim simgelerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.

Van’daki Kaya Çelebi Camisi, Eski Van’ın Ortakapı Mahallesi’nde surlara yakın bir yerde konumlanıyor. Vakfiyesine gore Kaya Çelebi Zade Koçi Bey tarafınca 1660’ta yapımına başlanan sadece Koçi Bey’in idam edilmesi üstüne 1663 senesinde, Cem Dedemoğlu Mehmet Bey tamamlanan cami, 1993 senesinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu onarımlardan sonrasında ibadete açıldı.

Doğu Anadolu’nun mühim eserlerinden Van Kalesi’nin cenup cephesinde Van Beylerbeyi Köse Hüsrev Paşa tarafınca 1567’de yaptırılan Hüsrev Paşa Camisi de koronavirüs salgını sebebiyle ziyaretçisiz kaldı.

Erzurum’daki Yüce Cami, Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafınca 1179 senesinde yaptırıldı. Saltuklular’ın “Atabey” isminden dolayı “Atabey Camisi” de denilen yapıt, değişik tarihlerde 5 kez onarım görmüş oldu.

Lala Paşa Camisi, Cumhuriyet Caddesi’nde Yakutiye Medresesi’nin doğusunda bulunuyor. Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa’nın Erzurum’da beylerbeyi olarak vazife yapmış olduğu 1562-1563 yıllarında yaptırılan caminin külliyesinde şadırvan, hamam, sübyan mektebi ve saray yer ediniyor.

İzmir, Manisa ve Aydın’ın simge camileri

Osmanlı cami mimarisinin tipik özelliklerine haiz, kalem işi süslemeleri, mihrap ve minber işçiliğiyle dikkati çeken, 420 senelik zamanı olan, İzmir’in Kemeraltı Çarşısı’nda bulunan zamanı Hisar Camisi, kentin en mühim yapıları içinde bulunuyor.

Konak Meydanı’nda, çinileri ve sekizgen planıyla dikkatleri çeken, İzmir’in en zarif camilerinden Yalı (Konak) Camisi, Mehmet Paşa’nın kızı Ayşe Hanım tarafınca 1755’te yaptırıldı. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında tek kubbeli ve tek minareli, sekizgen planlı caminin mimarisinde kesme taş kullanıldı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın sancak beyi olarak Manisa’da vazife yapmış olduğu dönemde anası Hafsa Sultan adına yaptırılan “Sultan Camisi”, 1522 senesinde tamamlandı. Cami 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin ildeki en mühim örnekleri içinde gösteriliyor. Kentteki Muradiye Camisi, 3. Murat adına 1583-1592 yıllarında yaptırılan külliye; cami, medrese, imarethane ve dükkanlardan oluşuyor. Projesi Mimar Sinan’a ilişkin olan külliyenin inşası Mimar Mahmut Ağa tarafınca başlatıldı ve ölümünün arkasından Mimar Mehmet Ağa tarafınca tamamlandı.

Manisa’da medrese, imarethane ve sübyan okulundan oluşan Hatuniye Camisi de 1490 senesinde Sultan 2. Bayezid’ın eşi Hüsn-i Şah Sultan tarafınca inşa ettirildi.

Aydın’da 1595’te Üveys Paşa’nın kardeşi Ramazan Paşa tarafınca yaptırılan Ramazan Paşa Camisi ile Üveys Paşazade Mehmet Bey’in torunu ve Cezayir Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın oğlu Süleyman Bey tarafınca 1683’te inşa edilen Bey Camisi, kentin mühim yakarma mekanlarından.

Akdeniz Bölgesi’nin kıyı illerinin sembol ibadethaneleri

Antalya’da, Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1. Alaaddin Keykubad tarafınca 1230’da inşa ettirilen Yivli Minare Camisi, Anadolu Türk mimarisinde benzeri olmayan yivli minare formuyla dikkati çekiyor. Bunun yanında, altı kubbeli yakarma mekanıyla Anadolu’daki fazlaca kubbeli cami tipinin günümüze ulaşan en eski örneği olduğu kabul ediliyor.

Dünyaca meşhur zamanı Kaleiçi’nde, Tekeli Mehmet Paşa tarafınca 1606-1616 yılları aralığında yaptırıldığı tahmin edilen Tekeli Mehmet Paşa Camisi adeta yıllara meydan okuyor.

Antalya’nın merkezinde Muratpaşa ilçesi sınırlarında yer edinen Murat Paşa Camisi 1570 senesinde yaptırıldı. Selçuklu kaligrafi sanatının izlerine rastlanılan cami, kentin mühim eserleri içinde bulunuyor.

Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun en büyük camileri içinde yer edinen Sabancı Merkez Cami, Adana’nın Seyhan ilçesinde Seyhan Nehri’nin kıyısında yer ediniyor. Klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki cami, 1998’den beri hizmet veriyor.

Muğdat Cami olarak da malum Hazreti Mikdad Camisi, Mersin’in en büyük camisi. Adını sahabelerden Mikdad bin Amr’dan alan caminin yakarma yeri 5 bin 500 kişilik. Her birinin yüksekliği 81 metre olan 6 minareli camide yakarma yeri haricinde bir kütüphane, konuşma salonu, sıhhat ocağı ve aşevi de var.

Karadeniz ve Marmara bölgelerindeki zamanı camiler

Trabzon’daki İskender Paşa Camisi 1529’da inşa edildi. Esas planı İznik’teki Yeşil Cami’ye benzeyen caminin mihrab ve mimberi mermerden yapılmış oldu. 19. yüzyıl barok süslemelerine haiz yapının içinde kalem işi süslemeler de bulunuyor.

Giresun’daki Kale Camisi’nin ise Osmanlı döneminde Müslümanların oturmuş olduğu Lonca Mahallesi’nde Hacı Muhiddin Ağa tarafınca inşa edilmiş olduğu belirtiliyor. Giriş kapısı üstündeki kitabeden 1830’da Dizdarzade Ematullah Hatun tarafınca tekrardan inşa edilmiş olduğu anlaşılan cami yıllara meydan okuyor.

Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Kutluca köyünde bulunan ve 1800’lü yılların başlangıcında yapıldığı tahmin edilen kentin ikinci ahşap camisi olma özelliğine haiz Kutluca Camisi senelerdir ihtişamını koruyor.

Düzce Akçakoca’da Orhan Gazi döneminde çandı tekniğiyle Çayağzı köyündeki Osmanlı mezarlığı alanında 1323’te inşa edilen Orhangazi Camisi de “11 ayın sultanı” ramazanda boş kaldı. Akçakoca’nın Hemşin köyünde Osmanlı padişahı 2. Mahmud tarafınca 1834’te inşa edilen Cuma Camisi, çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine gore kesilmiş kerestelerden oluşan yapısıyla görenleri adeta büyülüyor.

İzmit merkezde bulunan Fevziye Camisi 16. yüzyılın ikinci yarısında İzmitli Mehmet Bey tarafınca yaptırıldı. İlk yapımı Mimar Sinan’a ilişkin olduğu tahmin edilen yapı, 1884 ve 1999 depremlerinde tümüyle yıkıldı, aslına uygun olarak yerine yenisi inşa edildi.

Kırklareli’de Hızır Bey tarafınca Kabe mimarisine benzer şekilde inşa edilen 637 senelik Hızırbey Camisi, Osmanlı’nın Trakya’daki ilk mirası olarak biliniyor.

Vize ilçesindeki Gazi Süleyman Paşa Camisi, 6. yüzyılda Jüstinyen döneminde Minik Ayasofya Kilisesi olarak inşa edildi. 14. yüzyılın ikinci yarısında cami olarak restore edilen Gazi Süleyman Paşa Camisi, yapısıyla dikkati çekiyor.

Lüleburgaz ilçesindeki Sokullu Mehmet Paşa Camisi, Sokullu Mehmet Paşa tarafınca 1569-1570 yıllarında yakarma, tecim ve eğitim amaçlı meydana getirilen külliye, cami, kemerli dükkanları, hanı, hamamı, medresesi ile bir karmaşık özelliği gösteriyor.

Babaeski ilçesindeki 1555 senesinde Cedid Ali Paşa tarafınca Koca Sinan’a yaptırılan Cedid Ali Paşa Camisi kare bir plan üstüne kesme köfeki taşı kullanılarak yapılmış oldu, üstü ise kurşun kaplı büyük bir kubbeyle örtülü. Tek şerefeli minaresi Balkan Harbi’nde (1912) Bulgarlar tarafınca yıkılsa da sonradan yine inşa edildi.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler