Tadını pişirildiği Kandıra taşından alan ‘cizleme’ sofralara lezzet katıyor

0
0
Tadını pişirildiği Kandıra taşından alan ‘cizleme’ sofralara lezzet katıyor
Kocaeli

Kocaeli’nin sacda pişirilen bölgesel lezzetlerinden cizleme (akıtma), kırsalda yaşayan insanlarca ekmek niyetine tüketiliyor. Pişirme aracı olarak, Kandıra’da geleneksel yöntemlerle çıkarılan ve ilçenin adını taşıyan organik taşın yontulmasıyla üretilen yüksek ısıya dayanıklı saclar tercih ediliyor.

Un, su, tuz ve mayanın yoğurulmasıyla elde edilmiş cıvık hamur harcı, mayalanması için bir süre bekletiliyor. Ortalama bir saat bekleyen hamur harcı, öncesinden ısıtılmış sacın üstüne ince bir katman halinde dökülüyor, bir kepçe yardımıyla sacın üstüne yayıldıktan sonrasında sık sık ters yüz edilerek kızarana kadar pişiriliyor.

Hazır hale gelen cizleme, kahvaltı sofralarında yada öğle ve akşam öğünlerinde kuzinede pişirilen köy tavuğu eşliğinde tüketiliyor.

“Neyle yaparsan yap taşın verdiği lezzeti bulamazsın”

Terziler Mahallesi Piroğlu mevkisinde yaşayan 79 yaşındaki Ali ve 65 yaşındaki Emine Güner çifti de büyüklerinden kendilerine miras kalan bu geleneğin gelecek nesillere taşınmasını sağlayanlar içinde içeriyor.

Emine Güner, AA muhabirine, annelerinden kalmış bir lezzet olan cizlemeyi ellerinden geldiğince devam ettirdiklerini belirterek, hamur harcı işinin eskiden bilhassa ramazanlarda oldukça yapıldığını söylemiş oldu.

Torunlarının oldukça sevilmiş olduğu bu hamur harcı işini sık sık yaptığını dile getiren Güner, “10 dakikayı bulmuyor bir hamurun pişmesi. Çocuklar geleceği vakit asla üşenmeyiz derhal yoğurup yaparız. Ne var ise sofrada onla yenir. Tavuğu parçalayıp katlarsın. Sıcakken yiyecek daha güzel oluyor. Çocuklar içine peynir koyup öyleki yiyor.” diye konuştu.

Güner, cizlemenin yapıldıktan sonrasında yedi gün süreyle tüketilebildiğini anlatarak, “İster ısıtıp ister ısıtmadan yenebilir. Soğuk günlerde hiçbir şey olmaz. Devamlı sevilen hamur harcı bu.” dedi.

Üstünde pişirdikleri sacın hamura ayrı bir lezzet kattığına dikkati çeken Güner, “Sacı Kandıra’nın köyünden aldık. Neyle yaparsan yap taşın verdiği lezzeti bulamazsın. Başka sacla yapınca bunun tadı olmuyor. Tencerede yapsak ya içi ezik kalır, yapış yapış olur, güzel olmaz. Hamur harcını taşmaya bırakınca ısınması için sacı da ateşe koyarız. Sac ne kadar oldukça ısınırsa bir o kadar güzel kızarır hamur harcı. Altının ateşi ne kadar güzel olursa bir o kadar güzel pişirir.” ifadelerini kullandı.

“Eskiden büyüklerimiz misafirlere ikram ederdi”

Ali Güner de yörede eskiden daha oldukça meydana getirilen cizlemeyi eşinin senelerdir pişirdiğini söylemiş oldu.

Artık köylere hazır ekmek geldiğini belirten Güner, “Eskiden böyle bir durum yoktu. Eskiden bir fırın ekmek yapıyordu analarımız, 15-20 gün o yeniyordu. Konuk geleceği vakit o 15-20 günlük ekmek misafirin önüne çıkarılmaz; büyüklerimiz gözleme, bazlama yada cizleme ikram ederdi. Ikimiz de bu tarz şeyleri devam ettiriyoruz.” diye konuştu.

Güner, cizlemenin gözleme ve bazlamadan farkının inceliği ve yumuşaklığı bulunduğunu anlatarak, gözlemenin minimum üç dört kat bulunduğunu, içine peynir ya da başka malzemeler konulduğunu, bazlamanın ise birazcık daha sert ve kalınca bulunduğunu kaydetti.

Cizlemenin piştiği sacın Kandıra taşından yapılmasının mühim bulunduğunu vurgulayan Güner, “Başka yerde bu şekilde bir taş yok. Her yerde de bulunamaz. Kandıra’da bazı dükkanlarda olur.” dedi.

“Bir kilogram undan 30-35 hamur harcı çıkar”

Güner çiftinin kızı Tenzile Bircan ise bölgesel lezzette kullanılan malzemeleri ve yapım aşamalarını şu şekilde söyledi:

“Cizlemede 4 araç-gereç var; un, su, tuz ve maya. Bu malzemelerle meydana getirilen bir hamur harcı şeklimizdir. Bu tarz şeyleri yoğurup cıvık bir kıvama getiririz. Bir saat kadar mayalanmaya bırakırız. Hamur harcı taştıktan sonrasında öncesinden ısıtmış olduğumuz sacın üstüne kepçe yardımıyla ince bir katman şeklinde döküp pişiririz. Bir kilogram undan da 35-40 tane kadar ekmek elde edilir.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin