Karadeniz hanımının tarladan sofraya ‘mısır unu’ mesaisi

0
0
Karadeniz kadınının tarladan sofraya ‘mısır unu’ mesaisi
Trabzon

Yaz-kış ellerinden kazmaları, bellerinden orakları, sırtlarından da yünden örülen ve yük taşımada kullanılan arkalıkları (dırmaç) noksan olmayan bayanlar, bugünlerde mısır hasadına yönelik işlerine yoğunlaştı.

Üretime nisan ayında tarla belleme ve ekim süreciyle süregelen bayanlar, belli aralıklarla yaptıkları seyrekleme ve ayıklama işleminin arkasından eylül itibarıyla hasat için tarlalara girdi.

Yağmur ve sisli havaya aldırış etmeden günün ilk ışıklarıyla kollarını sıvayan bayanlar, işe mısır saplarını biçerek başlıyor. Arkasından da biçtikleri saplardan halk içinde “horom” diye tabir edilen yığınlar oluşturan bayanlar, süreçte yoğun çaba sarf ediyor.

Minimum yedi gün tarlada kurumaya bırakılan yığınlar, sonrasında kesilerek, mısırlar saplarından ayrılıyor ve evlere taşınıyor.

Evlerde de bayanların imece usulü soydukları mısırlar, kuruma işlemi için bir süre serenderlere yerleştiriliyor.

Kimi zaman zeminde kimi zaman de serenderlerin tavanına iple asılarak kurutulan mısırlar, sonrasında dövülerek tanelerine ayrılıyor.

Bayanların ortalama 6 aylık emeklerinin ürünü mısır taneleri, son olarak yemeklerde, çorbalarda ve ekmeklerde kullanılmak suretiyle asırlık su değirmenlerinde öğütülüyor ve un haline getiriliyor.

“Hiçbir yerde burada yaptıklarımızın lezzeti yok”

Karadeniz yemeklerinin vazgeçilmezi olan mısır ununun tarladan sofraya yolculuğunun sonuna gelen kadınlardan Esengül Civelek, tarlada yoğun çaba sarf ettiklerini söylemiş oldu.

Fazlaca yorulduklarını belirten Civelek, “Yoruluyoruz fakat her ne yapıyorsak mısır olsun, patates olsun, hiçbir yerde burada yaptıklarımızın lezzeti yok. Hakkaten mısırımızın tadı da ekmeğinin tadı da başka hiçbir yerde yok. Mısırımız meşhurdur.” diye konuştu.

“Tarladan buraya gelene kadar bu işler oldukca zor”

Ayşe Baş da kurutmak için mısırların büyüklerini seçip serendere astığını kaydederek, “Dövdüklerimi çuvala koyuyorum. Sonrasında ovalayıp mısır unu yapacağım.” ifadesini kullandı.

Mısır ununun her yerde kullanıldığına dikkati çeken Baş, “Mısır unundan bilhassa ekmek, lahana yemeği ve kuymak yapıyoruz. Sevmiş olarak tüketiyoruz fakat tarladan buraya gelene kadar bu işler oldukca zor.” dedi.

“Mısır, un haline gelene kadar birçok işlemden geçiyor”

Hayriye Civelek de mısırın un haline gelene kadar birçok işlemden geçtiğini beyan etti.

Sıkıntılı bir süreç bulunduğunu dile getiren Civelek, “Biz zorluğa alıştık, Karadeniz hanımı olunca hiçbir şeyden yılmıyoruz. Hiç kimseye de muhtaç olmuyoruz. Kendi gücümüzle çalışıp üretiyoruz.” ifadesini kullandı.

Şenay Civelek ise senenin 6 ayı mısır tarımı ile uğraştıklarını belirterek, mısırın da mısır ununun da talep gördüğünü kaydetti.

İfaget Civelek, yorucu mısır unu mesaisini anlatarak, mısır ununun her yerde sevilerek kullanıldığını söylemiş oldu.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin