13.8 C
İstanbul
Pazartesi, 18 Ekim 2021

Hazır yorganlar kırk senelik ustanın ‘işini ve aşını’ elinden alıyor

Benzer Haberler

Berna İnönü
Yaşam Yazarı
İstanbul

Baba mesleği yorgancılığı ortalama 40 senedir icra eden Mustafa Gür, 90’lı yılların ilk yarısına kadar büyük rağbet gördüklerini sadece büyük firmaların reklamlarıyla işlerinin gerilemeye başladığını belirterek, “Yün naturel bir klimadır. Yazları serin, kışları ise sıcak meblağ ve terletmez. En sağlıklısı da yatağı, yorganı ve yastığı yünden yapmaktır.” dedi.

16 yaşından itibaren baba mesleği yorgancılığı icra eden Gür, mesleğe ilk olarak Fatih’te başladı. Kendi deyimiyle 1986 senesinde altın sürecini yaşamaya başlamış olan yorgancılık, o dönem zirve yapmış oldu.

Sadece 10 senelik zirvenin arkasından el işi yorgancılık, yavaş yavaş gözden düşse de Mustafa Gür, mesleğini sevmiş olarak sürdürüyor.

Fatih’teki dükkanını kapattıktan sonrasında Sarıyer’de yorgancı dükkanı açan Gür, pamuk ve yünleri burada belli bir işlemden geçiriyor.

Türk sinemalarından görmeye alışkın oluğumuz hallaç işlemini daha çağdaş bir halde gerçekleştiren Gür, belli aşamaların arkasından uygun ebatlarda yorgan dikiyor.

Ortalama 40 senedir yorgancılık işiyle uğraşan Mustafa Gür, mesleğini AA muhabirine söyledi.

Yorganın kaliteli olabilmesi için kumaşın da pamuklu olması icap ettiğini söyleyen Gür, “Bunun için de organik pamuk yada yün kullanılıyor. Böylece yorgan hem daha güzel hem daha sıhhatli oluyor. Pamukla yaptığımızda pamuğu kabartma işlemi var, ‘Hallaçlama’ deniliyor. Hallaç eskiden yay ile yapılıyordu, biz artık makine ile yapıyoruz. Yün de hallaç makinesinden geçiriliyor, yüne de zarar vermiyor. Yün atma ve pamuk atma işlemini de hallaç makinesiyle yapıyoruz.” diye konuştu.

Yün ya da pamuğun, hallaç makinesinden geçtikten sonrasında elle yayılarak yorgan kumaşına döşendiğini özetleyen Gür, kızılcık sopasıyla yünün kumaş üstüne dağıtıldığını söylemiş oldu.

Bir sonraki aşamanın sarma işlemi bulunduğunu ifade eden Gür, pamuk ya da yünün yorganın içine geçirildikten sonrasında ağızının dikilerek, her tarafının eşit şekilde sopalandığını söyledi.

Yorgan yapımının tamamlanma süresinin işçiliğine nazaran değiştiğinden söz eden Gür, kullanılan yün miktarının da değişkenlik gösterdiğini açıkladı.

“Yorgancılık mesleği 1986-1996 yıllarında altın sürecini yaşadı”

Yorgancılık mesleğinin 1986-1996 yılları aralığında altın sürecini yaşadığını aktaran Gür, “O dönem saten yorganlar, saten karyola örtüleri, dantel desenler zirve yapmıştı. Bazı büyük firmaların reklamlarıyla birlikte elle meydana getirilen yorgancılık gerilemeye başladı. Bileşik ürünler ön plana çıktı. Bileşik yorgan daha ucuz ve daha ulaşılabilir olduğundan çıkan reklamlarla beraber insanoğlu onlara rağbet etti.” şeklinde konuştu.

İyi bir yorgan için malzemenin kaliteli olması kadar yorganın hazırlanış biçiminin de mühim bulunduğunu kaydeden Gür, iyi bir ustanın yapmış olduğu yorganın her tarafının eşit ağırlıkta olması, yün ya da pamuğun eşit oranda dağıtılıp dikilmesi icap ettiğini aktardı.

Eğer bir ürün iyi yapıldıysa üstünden vakit geçse de alan kişi tarafınca unutulmadığını belirten Gür, bazı müşterilerinin gelip kendisini bulup tekrardan yorgan siparişi verdiğini söylemiş oldu.

Gür, sözlerini şöyleki tamamladı:

“Yün naturel bir klimadır. Yazları serin, kışları ise sıcak meblağ ve terletmez. En sağlıklısı da yatağı, yorganı ve yastığı yünden yapmaktır. Mesleğimi seviyorum ve güzel işler çıkartıyoruz. İnsanların takdirine tanık oluyoruz. Memnun kalanlar oluyor ve ikimiz de gururlanıyoruz. Örnek olarak 1990 senesinde saten bir yorgan dikmiştim. Geçen gün o müşterim gelip beni buldu, oturup muhabbet ettik. Tekrardan yorgan diktirmek istiyormuş. Demek ki iyi iş yapmışım, seneler sonrasında bile gelip beni buldu.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler