9.3 C
İstanbul
Pazar, 18 Nisan 2021

Gönül ateşiyle terbiyelediği kamışları tanrısal aşkın sesine dönüştürüyor

Benzer Haberler

Berna İnönü
Yaşam Yazarı
Konya

Lise çağlarında öğretmeninde görmüş olduğu neye karşı ilgi duyan Erol, üstatlarından ilkin ney üflemeyi arkasından da yapımını öğrendi.

Ortalama 25 senedir atölyesinde ney üreten sanatçı, sazlıklardan getirttiği ya da kendi toplamış olduğu hususi kamışları dükkanında üç yıl kurumaya bırakıyor.

Dokuz boğumdan oluşan kamışlar, uzun ve zahmetli bir sürecin arkasından ilkin şekillendirilip içi boşaltılıyor, arkasından belli ölçülerde yedi nota deliği açılıyor. Son olarak parazvaneleri ve manda boynuzundan meydana getirilen başparesi takılan kamış, akortlanarak neye dönüşüyor.

Sabır gerektiren uzun bir sürecin arkasından kamışı “nefes”e dönüştüren Erol, yapım etmiş olduğu neyleri hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyor.

Konyalı 58 yaşındaki neyzen ve ney ustası Ali Erol, AA muhabirine, lise öğrencisiyken sesinden oldukça etkilendiği neyden 40 senedir ayrılamadığını söylemiş oldu.

Ney yapmadan ilkin üflemeyi öğrendiğini belirten Erol, “Lisede müzik öğretmenimizin üflediği ney beni büyüledi. Adeta içimi yaktı, kavurdu. Sonrasında bir arayışa girdim. İlk kez neyim olduğunda yaşadığım heyecanı asla unutmuyorum. Neyi aldım, kucağıma bastırarak eve koştum.” diye konuştu.

Tabiattaki milyonlarca kamıştan “neylik” olanı bulmanın zor bir iş bulunduğunu kaydeden Erol, uygun kamışın pişirilerek olgunluğa ulaştırıldığını ve ateşle yola getirilerek eğriliğinin giderildiğini söyledi.

Erol, ortalama 25 senedir atölyesinde ürettiği neyleri, yurt içi ve yurt dışına gönderdiğini söyledi.

“Muhteşem ney, muhteşem insana benzer”

Neyin insana benzerliğine ve yapımının zahmetli olduğuna dikkati çeken Erol, şu şekilde konuştu:

“İnsan iyi mi ruhlar aleminden yer yüzüne gönderiliyorsa, ney de kamışlıktan, ailesinden koparılarak geliyor. Yalnızlığa terk edilerek kuruyor ve benzi soluyor. Sonrasında bir usta el dokunarak içini boşaltıp, bağrını delip fazlalıklardan arındırıyor. İnsan da bu şekilde eziyetlere maruz kalır ve ona da bir mürşid-i kamil dokunursa ondan da güzel sesler, nameler gelir anlamında, ney insana benzetilmiştir. Hakikaten muhteşem bir neyden oldukça güzel sesler geldiği şeklinde muhteşem insandan da oldukça güzel ifadeler zuhur edebilir.”

Neyle uğraşanların daha ılımlı bir ruh yapısına haiz olduğuna değinen Erol, “Neyle uğraşan, kırmızı ışıkta geçmez, telaşlı olmaz. Ney insana sabretmeyi öğretir.” diye konuştu.

Dünyanın birçok ülkesinde gökyüzü programları düzenlediklerini ve her programdan sonrasında insanların büyük ilgisiyle karşılaştıklarını vurgulayan Erol, şu şekilde devam etti:

“Yanımıza gelen insanoğlu ‘O ses bundan mı çıkıyor. Iyi mi bir ses, oldukça etkilendik.’ diyor. Dinleyicilerden ‘Kendimi cennette hissettim.’ şeklinde ifadeler de duyduk. Hakikaten ney, insanoğlunun yüreğindeki külleri savurup ulvi duygularını açığa çıkarıyor. Bu yolla araştırıp İslamiyet’i bulanlar da var. Doğal ki hidayet Tanrı’ın vermesiyle olacaktır. Cenabıhak küçücük bir örnekle de insanları Müslüman edebilir.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler