18.6 C
İstanbul
Salı, 8 Haziran 2021

Emine Erdoğan: Topraklarımızda, yardımlaşma ve dayanışma duygusu hala dipdiri

Benzer Haberler

Nazim Atay
Haber Yazarı
Ankara

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Gezim Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğünce Beştepe Kurultay ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Merhametin Dili Kuş Dili Vakıf Haftası Toplantısı”nda katılımcılara hitap etti ve “2021 Vakıf İyilik Ödülleri”ni takdim etti.

Vakıflar Haftası’nın, Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce görkemli bir temayla düzenlediğini belirten Erdoğan, ödüllerin “tüm iyilik ustaları”na verildiğini kaydetti.

Ödüle layık görülen her ismin muhteşem işlerle meşgul bulunduğunu, yetimlere, hastalara, öğrencilere ve darda kalmışlara haiz çıktığını belirten Erdoğan, Beyazıd-i Bistami’nin birkaç karıncayı yuvasına geri bırakmak için uzun yollar katettiğini anımsattı.

Erdoğan ödül kazananlara hitaben, “Siz de her gün, ‘Acaba karnı aç bir hayvan kaldı mı?’ diye yaşıyorsunuz. Düşkün Leylekler Evi’ni kuranların ince fikirlerini, yürüyemeyen hayvanlara yürüteçler yaparak yaşatıyorsunuz. Hacı Bektaş-ı Veli, ‘Sevgi, muhabbet kaynar yanan ocağımızda/ Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda’ diyordu. Siz değerli ziyaretçilerimizin kalbi de eşi görülmemiş çiçeklerin açmış olduğu bahçelere dönmüş. Mahlukata uzattığınız eliniz gül kokuyor. Ne mutlu! Tanrı cümle hayırlarınızdan razı olsun.” ifadelerini kullandı.

“Ecdadın açmış olduğu, uzun bir uygarlık yolunu yürüyerek geldiklerini, nice hayırlı işten arda kalan ayak izlerini takip ettiklerini” belirten Emine Erdoğan, “Başkasının derdini, kalbinin heybesinde taşımanın bu milleti yormadığını, dünyanın tüm problemlerine el uzatarak bugün de gösterdiklerini” kaydetti.

Erdoğan, “Göçmenlere, Afrika’ya, sel felaketlerine hep bu saikle el uzatıyoruz. Zira bizlere miras kalan, dünyayı her gün sevgiyle tekrardan bayındır etmenin sanatkarlığıdır. İşte bu uygarlık karnesi, dünyanın son gününe kadar, tüm insanlığın açıp okuması ihtiyaç duyulan bir kitaptır. Ecdadımız, hayata ve varlığa bambaşka bir tasavvurun penceresinden baktı.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Vakıfların mayasında, Tanrı rızasını gözetme, insanlığı kardeşi olarak görme ve yaratılan tüm mahlukatın Tanrı’a ilişik bulunduğunu bilmenin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Hayırlarda yarışın ayeti, yaşam kültürünün ana prensibidir. Karşılıksız iyilik ifadesinin bir temenniden çıkarıp gerçek kılan işte bu prensiptir.” dedi.

“Acıma, bir yanıyla da insanoğlunun kendini bulma yolculuğudur”

“Dayanışmanın, yaşlıyı, yetimi, yolcuyu, hastayı, darda olanı, insan kardeşini emanet sayma”nın Anadolu’nun ruhu bulunduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“İnsanımız, iyiliği adeta tohum şeklinde her yere serpmiştir. Doğal bu iyilik yalnız insanoğlu içinde sınırı olan kalmamış, tabiat ve hayvanlar için de büyük bir özveriyle hayırlı işler yapılmıştır. İşte bunun adı, insanoğlunun bürünebileceği en güzel hal olan merhamettir. Acıma, bir yanıyla da insanoğlunun kendini bulma yolculuğudur. Yaşadığımız dünya, gittikçe bencilleşen, tüketmeyi bir alışkanlık haline getiren insan kalabalıklarıyla dolu. Endüstri devrimi dediğimiz şey, tabiata olmasıyla birlikte insanoğlunun tinsel tabiatına da büyük zararlar verdi.

Teknolojik ilerlemeyle eş zamanlı olarak tinsel ilerleme sağlayamıyoruz. İçinden geçtiğimiz bu salgın döneminde, vakıfları oluşturan vicdana ve anlayışa ne kadar oldukça ihtiyacımız bulunduğunu daha iyi anlıyoruz. Her neyse ki topraklarımızda, yardımlaşma ve dayanışma duygusu hala dipdiri. Denizlerimiz hala, yapılıp atılmış iyiliklerle dolu. Tarihimizdeki vakıfları saymakla bitiremeyecek olmamız, ne büyük bir gurur. İnce fikrin, yüce gönüllüğün ve acıma lisanının vardığı mertebelere insan şaşkınlık ediyor, değil mi?”

1574’te Sokullu Mehmet Paşa Vakfı’nın, mahlukatın susuzluğunu gidermek için çeşmeler, şadırvanlar, sebiller ve kuyular yaptırdığını, bu eserlerin “kuşlar ve bilumum hayvanlar su içsin” diye vakfedildiğini anımsatan Emine Erdoğan, 1614’te kuşlar ve yabani hayvanlara yiyecek yediren Sultan I. Ahmet Vakfı’nın kurulduğunu, Kösem Sultan’ın 1640’ta yaptırdığı camiye konan kuşların yiyecek yemesi için de vakıflar kurduğunu belirtti.

Tüm bu vakıfların bir kalb-i selim ürünü bulunduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Peki ya evlerde güvercin kuleleri yaptıran vakfa ne demeli? 1822’de, İstanbul’da Anadolu Hisarı civarında özgür gezen köpeklere yiyecek yedirmek için kurulan bir vakıf daha var. 19. yüzyılda, kuşların göç yolundaki Bursa’ya kurulan, göç esnasında yaralanan tüm kuşları tedavi eden Düşkün Leylekler Evi, dünyanın ilk hayvan hastanesidir. Bunun şeklinde nice vakıf, insan olma sanatını en üst perdeden icra etmiş. Bir maneviyat büyüğünün söylediği şeklinde, ‘Sakın incitme bir canı/Yıkarsın arş-ı Rahman’ı’. Şimdi bizlere düşen bu vicdanı tekrardan ayağa kaldırmaktır. Şunu unutmayalım ki, iyi mi toprak erozyona uğruyorsa, değerlerimiz de dönemin erozyonuna uğruyor. Bugün infak etmenin sadece varlıklı olana mahsus bir şey bulunduğunu düşünüyoruz. Oysa vakıf anlayışına nazaran paylaşmanın, bölüşmenin, biri bin meydana getiren bereketi vardır.”

Emine Erdoğan, dünyanın muhteşem sayılan yapıtları içinde, görkemiyle insanı şaşırtan heykeller, tapınaklar ve anıtların yer aldığını belirterek, “Oysa dünyanın gelmiş geçmiş en görkemli yapıtı, sadaka taşlarıdır. Onlar karşılıksız iyiliğin var olabileceğinin en somut örnekleridir. Bu ispattan daha mükemmel ne olabilir?” ifadelerini kullandı.

Merhum Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun “Muhteşem değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar.” sözlerini anımsatan Emine Erdoğan, “Haiz olduğumuz tüm değerleri kaybolmadan gelecek nesillere aktarmak için uğraşırken, vakıf kültürünü birinci sıraya koyalım. Zira dünya kurtulacaksa, merhametle kurtulacak.” dedi.

Hayırseverlere “Vakıf İnsan Ödülleri” takdim edildi

Görüşmede Kültür ve Gezim Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy da konuşma yapmış oldu. Konuşmaların peşinden Emine Erdoğan, hayırseverlere “2021 Vakıf İnsan Ödülleri”ni takdim etti.

Ahbap Derneği kurucusu Haluk Levent, “İhtiyaç sahiplerinden yardım elini esirgememesi, iyi insan ve cemiyet hizmetlerine inşası” dolayısıyla ödül aldı.

“Gurabahane-i Laklakan’ın yaşatılması, restorasyonu ve tekrardan kullanıma açılması emek harcamaları” sebebiyle Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a Vakıf İnsan Ödülü verildi.

Bir öteki Vakıf İnsan Ödülü ise kurduğu aşevi ile ortalama 12 senedir sokak hayvanlarını besleyen iş insanı Ünal Nafiz Doktor’e verildi. Doktor, birçok iyilik ve acıma içerikli projeleri ve çalışmalarından dolayı ödülün sahibi oldu.

Aile ve Toplumsal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Kültür ve Gezim Bakan yardımcıları Özgül Özkan Yavuz, Ahmet Misbah Demircan ve Serdar Çam ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Herve Magro da törene katıldı.

Görüşmede, Kültür ve Gezim Bakanlığınca hazırlanan vakıf medeniyetinin öneminin anlatıldığı film yayınlandı.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler