24.4 C
İstanbul
Cuma, 7 Mayıs 2021

Turkcell’den ‘Veriyi üçüncü taraf ve başka şirketlerle paylaşmıyoruz’ açıklaması

Benzer Haberler

Eralp Yalçın
Ekonomi Yazarı
İstanbul

Ataç Tansuğ, AA muhabirine, kabul zamanı 15 Mayıs’ta sona erecek WhatsApp’ın “gizlilik sözleşmesi” hakkında değerlendirmelerde bulunmuş oldu.

WhatsApp’ın gizlilik sözleşmesi kabulünü mecburi kılması sürecinde yaşananları hatırlatan Tansuğ, “Ocak ayında WhatsApp yeni gizlilik politikasını yayınladı. Bu gizlilik politikasına onay vermeyenlerin 15 Şubat itibarıyla uygulamayı kullanamayacaklarını duyurmuştu. İşin enteresan tarafı da neydi? Bu politikayı ABD ve Avrupa Birliği haricinde Türkiye şeklinde ülkelerde uygulayacak olmasıydı. Doğal bu tüm dünyada tepkilerle karşılaştı. Gelen bu tepkiler sonrasında da WhatsApp bu uygulamayı 15 Mayıs evveliyatına öteledi. Peki 15 Mayıs tarihinde ne olacak? WhatsApp gizlilik politikasına onay vermeyen kullanıcılarının hesaplarını 15 Mayıs zamanı itibarıyla askıya alacağını doğrusu donduracağını söylemiş oldu. Ağustos ayı itibarıyla da bu hesapların silineceğini bildirdi.” ifadelerini kullandı.

Daha ilkin dünyaca meşhur teknoloji şirketlerinin topladıkları veriyi devletleri ve toplumları denetim altına almak için kullandığına dikkati çeken Tansuğ, “Hatırlarsanız bundan önceki Amerikan başkanlık seçimlerinde Feysbuk’un iyi mi etkin bir rol aldığını hep beraber gördük. Resmen başkanı belirlemişlerdi. Bu anlamda kişisel verilerimizin oldukca mühim bulunduğunun hepimizin bilincinde olması icap ettiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Yabancı şirketlerin Türkiye’de oluşan verileri diledikleri şeklinde kontrolsüz şekilde kullanmalarının önüne geçilmesi icap ettiğinin altını çizen Tansuğ, “Bu kapsamda gelişmiş ülkelerin hepsi bir ekip regülasyonlar ve kanunlar çıkartıyor. Doğrusu WhatsApp’ın Avrupa Birliği devletlerinde niçin bu dayatmayı yapamadığı da açıkça ortada. Bundan dolayı bundan ortalama üç dört yıl ilkin GDPR adı altında bir regülasyon yayınladılar. Veri koruma regülasyonu. Bu regülasyona aykırı olduğundan bu dayatmayı Avrupa Birliği devletlerinde yapamıyorlar. Bizim şeklinde ülkelerde yapıyorlar. Bizim devletimizde de oldukca benzer regülasyonlar, kanunlar var. Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) aslına bakarsak GDPR’a oldukca benzer bir regülasyon fakat uyum mevzusunda Türkiye’de yeteri kadar takip edildiğini düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.

15 Mayıs itibarıyla söz mevzusu uygulamayla WhatsApp’ın Türkiye’de kullanıcılarının kişisel verilerini üçüncü taraflarla paylaşmasının mümkün hale geleceğine işaret eden Tansuğ, “Bu şeklinde durumlara maruz kalmamak adına ağırlıklı olarak kendi devletimizde kendi mühendislerimizin geliştirdiği uygulama ve çözümleri ortaya koymamız ve geliştirilen bu çözümleri de tercih ediyor olmamız oldukca tehlikeli sonuç diye düşünüyorum. Ikimiz de bu anlamda Turkcell olarak 2013 yılından itibaren verdiğimiz telekomünikasyon hizmetlerinin yanında birçok dijital alanda servis ve ürün geliştiriyoruz. Yerli ürün ve servisler bunlar. Bu geliştirdiğimiz servisleri yalnız Türkiye’de değil dünyaya da yaymaya çalışıyoruz. Bu anlamda milyonlarca kişinin tercih etmiş olduğu uygulamamız BİP var. Saydam, eşit, güvenli yazışma fırsatını tüm dünyaya sunmaya çalışıyoruz.” yorumunu yapmış oldu.

“Oluşan veriyi üçüncü taraflarla ve başka şirketlerle paylaşmıyoruz”

Mesajlaşma uygulamaları arasındaki farklara değinen Tansuğ, sözlerini şöyleki sürdürdü:

“Aslen uygulamaların temelde verdikleri servisler benzerdir. Bunlar yazışma platformu servisleridir. Bu kapsamda BiP de, WhatsApp da, Telegram da aynı hizmeti sağlıyor. Kendi aralarında birbirlerine nazaran özellikler açısından bir ekip artıları eksi var. BiP’in temel farkı şu: BiP kimseyi vermek zorunda olmadığı izinleri vermeye zorlamıyor. Yalnız Türkiye’de değil her pazarda ve her ülkede benzeri politikaları işletiyoruz. Bir ekip izinler doğal ki ikimiz de istiyoruz. Fakat bunlar uygulamayı kullanmaya yönelik izinler.

Doğrusu kamera izni istiyoruz ki insanoğlu görüntülü görüşme yapabilsinler. Fotoğraflarına erişim izni istiyoruz ki insanoğlu öteki kişilere fotoğraf gönderebilsin. Mikrofon izni istiyoruz ki insanoğlu düzgüsel konuşma yapabilsinler. Eğer kullanıcı bu izinleri vermezse uygulamanın yalnız o fonksiyonunu kullanamıyor. Kullanıcıları bu izinleri vermeye kesinlikle zorlamıyoruz. Bunların yanında da verilen hiçbir izni ve buradan oluşan veriyi üçüncü taraflarla ve başka şirketlerle de paylaşmıyoruz. Bu tarz şeyleri bir ticari amaçla kullanmıyoruz. Bence temel fark budur diye düşünüyorum.”

“Asya’dan 20 milyon yeni kullanıcı edindik”

BiP uygulamasının yalnız Türkiye’de değil dünyanın her yerinde kullanıcısı olduğuna vurgu icra eden Tansuğ, “Bizim yüz doksan iki ülkede ortalama seksen milyonu aşkın indirmemiz ve aylık da otuz milyonun üstünde de bir aktifliğimiz var. BiP’in bu kullanıcı kitlesinin ortalama üçte biri yurt haricinde üçte ikisi Türkiye’de diyebiliriz. Bilhassa ocak ayında WhatsApp’ın bu gizlilik politikasını değiştirmesi sonrasında alternatif uygulamalara inanılmaz bir göç oldu. BiP de bunlardan biriydi.

Bu zamanda de ocak ayından mayıs ayına kadar Asya tarafında Bangladeş, Endonezya, Pakistan ve Hindistan’dan inanılmaz bir talep gördük. Buralardan ortalama yirmi milyona yakın yeni kullanıcı edindik. BiP şirketleşerek Turkcell’in ürünü olmaktan da çıktı. Şirketleşmenin ana motivasyonu bunu globalde de bir kıymet haline getirmek, globale yaygınlaştırmaktı. Bu yolda da güvenilir adımlarla da ilerlediğimizi söyleyebilirim.” ifadelerini kullandı.

ABD ve Çin veriye haiz olabilmek için çatışma halindeler

Verinin dünyanın geleceğine yön verdiğine işaret eden Tansuğ, eskiden petrole haiz olan ya da petrolü işleyen ülkeler ön plandayken bugün veriye haiz olan, bu veriyi işleyen ülkelerin ön planda bulunduğunu belirtti. Dünyadaki teknoloji şirketlerinin yüzde 70’nin ABD’li, yüzde 25’nin de Çinli şirketlerden oluştuğuna vurgu icra eden Tansuğ, şunları söylemiş oldu:

“Dünyada en kıymetli 10 firmanın 7 tanesi teknoloji şirketi. Bunlar da Amerikalı ve Çinli firmalar. Doğrusu aslına bakarsak ABD ve Çin arasındaki teknoloji alanında yaşanmış olan savaşları ve yaptırımları bu sayede anlayabiliyoruz. Veriye haiz olabilmek için birbirleriyle çatışmalar halindeler. Bizim de bu anlamda aslına bakarsak ülke olarak Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması prensibiyle hareket etmemiz gerekiyor. Sunduğumuz ürün ve hizmetleri bu prensipler doğrultusunda geliştirmemiz gerekiyor.

Kullananların herhangi bir uygulamanın kimin tarafınca geliştirildiğine bakması, uygulamayı kullanmaya başlamadan ilkin gizlilik politikasını okuması ve alınan izinlerin uygulama ile ilgili bir hizmetin sunulması için alınıp işlendiğine dikkat etmeleri lazım. Her şeyden önemlisi de kişisel verilerin üçüncü taraflar ile ticari yada değişik amaçlar için izinleri olmadan paylaşılmayacağından da güvenilir olmaları gerekiyor. Tüm platformlar anlamında, yerli ve ulusal teknolojileri ürün ve uygulamaları ülkece milletçe destekliyor ve kullanıp teşvik ediyor olmamız gerekiyor.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler