16.5 C
İstanbul
Perşembe, 22 Nisan 2021

TCMB Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti: Siyaset faizi enflasyonun üstünde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecek

Benzer Haberler

Eralp Yalçın
Ekonomi Yazarı
İstanbul

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulunun (PPK) 15 Nisan’daki toplantısına ilişkin özet yayımlandı.

Özette, geçen ay tüketici tutarları yüzde 1,08 yükseldiği, senelik enflasyon 0,58 puan artışla yüzde 16,19 olarak gerçekleştiği hatırlatıldı. Senelik enflasyonun enerji, hizmet ve temel mal gruplarında yükseldiği, besin grubunda gerileği belirtilen özette, bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin senelik enflasyonları arttığı, eğilimlerin bir miktar gerilemekle beraber yüksek seviyelerini koruduğu bildirildi.

Besin ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının mart ayında yüzde 1,13 arttığı, grup senelik enflasyonunun 0,96 puan düşüşle yüzde 17,44 olduğu anlatılan özette, şunlar kaydedildi:

“Senelik enflasyonu yüzde 14,98’e gerileyen işlenmemiş besin bu gelişmede belirleyici olurken, işlenmiş gıdada senelik enflasyon sınırı olan bir halde artarak yüzde 19,87’ye terfi etti. İşlenmemiş besin senelik enflasyonundaki düşüşte, son dönemde pozitif yönde bir seyir izleyen taze meyve-sebze tutarları öne çıktı. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, meyve ve sebze fiyatlarının mart ayında gerilediğine, öteki işlenmemiş besin fiyatlarındaki artışın ise yavaşladığına işaret etmektedir. İşlenmiş besin tutarları ise ocak ve şubat aylarındaki kuvvetli artışların arkasından, mart ayında bir miktar yavaşlayarak yükselişini sürdürdü. Internasyonal yağ fiyatlarındaki yükseliş eğilimi sürmüş, yurt içi katı-sıvı yağ fiyatlarındaki artışlar hız kesmekle birlikte devam etti. Uzun bir süredir artış eğiliminde olan internasyonal tarımsal emtia fiyatlarında son dönemde daha ılımlı bir görünüm izlenmektedir. Öncü göstergeler, besin senelik enflasyonunun nisan ayının ilk yarısında da gerilediğine işaret etmektedir.”

“Oynak ölçü uygulaması, mühim bir enflasyonist etkiyi bertaraf etti”

Özette, enerji fiyatlarının mart ayında yüzde 0,09 ile belirgin bir değişiklik göstermediği, sadece grup senelik enflasyonunun baz etkisiyle 3,61 puan yükselerek yüzde 12,43 olarak gerçekleştiği açıklandı.

Mart ayında tüpgaz ve naturel gaz fiyatlarının yüzde 2,81 ve 0,93 oranlarında artarken, akaryakıt fiyatlarının yüzde 0,69 gerilediği anlatılan özette, internasyonal ham petrol fiyatlarındaki yükseliş ve döviz kuru gelişmelerine rağmen, oynak ölçü sistemi ve bu sistemin etkinliğini arttıran tavan fiyat uygulamasıyla akaryakıt fiyatlarına yansımalarının önüne geçilmiş olduğu vurgulandı.

Özette, mevcut durumda oynak ölçü uygulamasının, akaryakıt fiyatlarının direkt ve dolaylı tesirleri dikkate alındığında, mühim bir enflasyonist etkiyi bertaraf etmiş olduğu aktarıldı.

Enerji grubu senelik enflasyonundaki yukarı yönlü hareketin baz tesiri sebebiyle nisan ayında da devam edeceğinin öngörüldüğü belirtilen özette, temel mal fiyatlarına ilişkin şu değerlendirmelere yer verildi:

“Temel mal tutarları mart ayında yüzde 1,39 terfi etti, grup senelik enflasyonu 0,44 puan artışla yüzde 22,14 oldu. Senelik enflasyon, giyim ve ayakkabı ile öteki temel mallarda yükselirken, dayanıklı mallarda sınırı olan düşüş kaydetti. Öteki temel mallarda ilaç fiyatlarındaki düzenlemenin sarkan tesirinin yanı sıra döviz kuru geçişkenliğinin yüksek olduğu konuta yönelik bakım-onarım ve kişisel bakım şeklinde ürünlerdeki fiyat artışları öne çıktı. Dayanıklı mal tutarları, tedarik zincirlerindeki problemler ve internasyonal endüstriyel metal fiyatlarının etkisiyle mart ayında sınırı olan bir artış kaydetti. Bu zamanda mobilya ve otomobil tutarları yükselirken, elektrikli ve elektriksiz aletlerde fiyatların gerilemesi grup fiyatlarındaki artışı sınırladı.”

“Iletişim hizmetleri fiyatlarının yükselmesinde, hususi yazışma vergisindeki artışların sarkan tesirleri belirleyici oldu”

Para Politikası Toplantı Özeti’nde hizmet fiyatlarının mart ayında yüzde 1,26 arttığı, grup senelik enflasyonunu 0,82 puan yükselişle yüzde 12,56 olduğu açıklandı.

Senelik enflasyonun lokanta-otel, komünikasyon ve öteki hizmetlerde artarken, kira ve ulaştırmada yatay bir seyir izlediği bildirilen özette, şunlar kaydedildi:

“Mart ayında lokanta-otel grubu fiyatlarında salgına bağlı tedbirlerin hafifletilmesine bağlı olarak yüksek artışlar gözlendi. Faaliyetin durakladığı süre zarfında gerçekleşen maliyet artışları fiyatlara yansıtılırken, kapasite sınırlamaları altında artan talep de fiyatlar üstünde baskı oluşturan bir öteki unsur oldu. Iletişim hizmetleri fiyatlarının yükselmesinde, hususi yazışma vergisindeki artışların sarkan tesirleri belirleyici oldu. Öteki hizmetler içinde gruplandırılan kalemler içinde eğitim ve eğlence hizmetleri yüksek fiyat artışlarıyla negatif ayrışmışlardır. Eğlence hizmetleri fiyatlarındaki artışta salgın tedbirlerinin hafifletilmesinin yansımaları seyredildi. Eğitim hizmetleri fiyatlarındaki artışta ise hususi okul ücretlerindeki geçmişe endeksleme davranışının yanı sıra geçici KDV indirimlerinin sona ermesi etkili oldu.”

“Emtia fiyatlarında son dönemde bir miktar yavaşlama gözlenmektedir”

Özette, TCMB Beklenti Anketi sonuçlarına bakılırsa iştirakçilerin enflasyon beklentilerinin nisan ayında arttığı ifade edildi.

Cari yıl sonu enflasyon beklentisinin 1,58 puan artışla yüzde 13,12 seviyesinde oluşurken, gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisinin 0,79 puan artışla yüzde 11,26’ya, gelecek 24 ay beklentisinin ise 0,37 puan artışla yüzde 9,55’e yükseldiği hatırlatılan özette, enflasyonu etkileyen unsurlar ve riskler hakkında şu değerlendirmelere yer verildi:

“Salgına bağlı olarak 2020 senesinde sert daralan küresel iktisat, destekleyici politikalar ve aşılama sürecindeki pozitif yönde gelişmelerin etkisiyle toparlanmaya devam etmektedir. Bu iyileşme sürecinde, bilhassa imalât endüstri faaliyeti ve küresel ticaretteki ivmelenme belirleyici olmaktadır. Sadece, devam eden aşılama çalışmalarına rağmen salgın hastalığın seyrine ilişkin belirsizliklerin sürmesi küresel ekonomiye ilişkin riskleri canlı tutmaktadır. Bu zamanda, emtia fiyatlarındaki artış eğilimi hız kesti.

Gelişmiş ülkelerde büyümeye ilişkin beklentilerde gözlenen iyileşmeye paralel olarak yükselen küresel enflasyon beklentilerinin internasyonal finansal piyasalar üstündeki tesirleri önemini korumaktadır. Uzun vadeli tahvil faizleri gelişmiş ülke para politikalarına ilişkin belirsizliklere ve küresel finansal piyasalarda dalgalanmaya yol açmaktadır. Bununla beraber kurul, küresel enflasyon baskılarının para politikalarında mevcut öngörülerden daha erken bir sıkılaşmaya niçin olabileceğine işaret etmiş; küresel finansal piyasalarda veri duyarlılığının ve buna bağlı oynaklıkların artacağı bir döneme girildiği yönündeki görüşünü korumuştur.”

Özette, gelişmekte olan ülkelerin portföy piyasalarına girişlerin bundan önceki PPK toplantısından sonraki dönemde, borçlanma senedi piyasalarında artarak devam ederken, hisse senedi piyasalarında daha ılımlı seyrettiği kaydedildi.

Gelişmiş ülkelerde uzun vadeli tahvil faizlerindeki oynaklığın gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına yönelik riskleri canlı tuttuğu anlatılan özette, “Döviz kuru gelişmelerinin de etkisiyle mart ayında üretici fiyatlarında genele yayılan kuvvetli bir artış görüldü. Emtia fiyatlarında son dönemde bir miktar yavaşlama gözlenmektedir. Bununla beraber tedarik zincirlerindeki aksaklıklardan meydana gelen enflasyonist etkisinde bırakır sürmektedir.” görüşlerine yer verildi.

“Salgının sınırlayıcı etkilerine karşın, iç ve dış talep kaynaklı olarak yurt içi tutumsal etkinlik kuvvetli seyretmektedir”

Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti’nde, ticari kredilerde ılımlı bir seyir gözlendiği, finansal koşullardaki sıkılaşmaya karşın bireysel kredi büyümesinde yükseliş eğilimi görüldüğü açıklandı.

Talep ve maliyet yönlü enflasyonist etkilerin devam etmiş olduğu değerlendirmesinde bulunan Kurul’un, Ocak Enflasyon Raporu’nda paylaşılan yıl sonu tahmin hedefi üstündeki risklerin yukarı yönlü olduğu değerlendirmesini koruduğu aktarılan özette, şunlar kaydedildi:

“Salgının sınırlayıcı etkilerine karşın, iç ve dış talep kaynaklı olarak yurt içi tutumsal etkinlik kuvvetli seyretmektedir. Endüstri üretimi ocak-şubat ayları averajı itibarıyla bundan önceki çeyreğe bakılırsa yüzde 2,3 arttı ve salgının bu dönemdeki kısıtlayıcı etkilerine karşın kuvvetli bir artış kaydederek uzun dönem eğiliminin üstünde seyretmeye devam etti. İmalat endüstri faaliyetindeki güçlü ivme, ara malları ve dayanıklı tüketim mallarında daha belirgin olmak suretiyle, sektörler itibarıyla geniş bir yayılım sergiledi. Öte taraftan, salgın kısıtlamalarından negatif etkilenen hizmet sektörlerindeki zayıf seyir sürmektedir. Şubat ayında ziraat dışı istihdam yatay seyretmiş ve katılım oranındaki artışla toplam ve ziraat dışı işsizlik oranları 0,7 puan yükselerek sırasıyla yüzde 13,4 ve yüzde 15,3 olarak gerçekleşmiştir. Bu zamanda hizmet ve inşaat istihdamı artarken, endüstri istihdamı geriledi.”

“İktisadi etkinlik üstünde her iki yönde riskler var”

İlk çeyreğe ilişkin açıklanan verilerin, tutumsal faaliyetin potansiyelin üstünde kalmaya devam ettiğine ve toplam talep koşullarının enflasyonist düzeylerdeki seyrini sürdürdüğüne işaret etmiş olduğu vurgulanan özette yüksek frekanslı verilerin, kredi gelişimleri ve kontrollü normalleşme ile tutumsal faaliyetin kuvvetli seyrini koruduğuna işaret etmiş olduğu aktarılırken gelecek dönemde salgının gidişatı ve aşılama sürecine bağlı olarak tutumsal etkinlik üstünde her iki yönde riskler bulunmuş olduğu bildirildi.

Özette, ihracattaki artış ve altın ithalatındaki gerilemeye karşın, kuvvetli iç talep ve emtia fiyatlarının cari işlemler dengesini negatif etkilemeye devam etmiş olduğu belirtilerek, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Geçici veriler, ithalatın mart ayında birim kıymet artışlarına ek olarak miktar bazında da arttığına işaret etmektedir. Ocak ayının ikinci yarısından itibaren yavaşlayan altın ithalatının son dönemde tarihsel ortalamalarının da altına inmesi, dış tecim hadlerinin cari denge üstündeki negatif tesirini sınırlamaktadır. Öteki taraftan, hem Avrupa hem de Avrupa dışına meydana getirilen ihracat artmaktadır. Mevcut eğilimler, yıllıklandırılmış cari dengenin senenin ikinci çeyreğinden itibaren iyileşmeye başlayacağına işaret etmektedir. Kurul, bazı tecim ortaklarında sıkılaştırılan salgın engellemelerinin ve başta otomotiv olmak suretiyle bazı sektörlerde yaşanmış olan tedarik sıkıntılarının cari işlemler dengesi üstünde aşağı yönlü risk unsuru olabileceğine dikkati çekti. Kurul, tutumsal faaliyetteki toparlanmanın sürekliliği ve finansal istikrar açısından cari işlemler dengesindeki seyrin önemine yapmış olduğu vurguyu yineledi.”

“Siyaset faizi, enflasyonun üstünde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecek”

Para politikası duruşunun, enflasyon görünümüne yönelik yukarı yönlü riskler dikkate alınarak, davranışlarında ölçülü bir yaklaşımla enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirleneceğinin altının çizildiği özette; siyaset duruşunun, enflasyon gelişimleri ve enflasyon beklentileri dikkate alınarak dezenflasyon sürecin en kısa sürede tesis edilip, orta vadeli hedeflere ulaşıncaya kadar bunun sürekliliğini sağlayacak sıkılık düzeyinde belirlenmeye devam edileceği aktarıldı ve “Talep ve maliyet unsurları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üstünde risk meydana getirmeye devam etmektedir. Mevcut parasal duruşun krediler ve iç talep üstündeki yavaşlatıcı etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleşeceği öngörülmektedir. Bu doğrultuda Kurul, siyaset faizini yüzde 19 düzeyinde durağan(durgun) tutarak sıkı parasal duruşun korunmasına karar verdi.”yorumuna yer verildi.

Özette, sıkı parasal duruşun, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişimleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı mühim bir tampon işlevi göreceği belirtilerek, TCMB’nin, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceği kaydedildi.

Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden kuvvetli göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar, siyaset faizinin kuvvetli dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üstünde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceği bildirilen özette, şu değerlendirmelerde bulunulmuş oldu:

“Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikâmesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi kanalıyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı pozitif yönde etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sıhhatli ve sürdürülebilir bir halde devamı için uygun zemin oluşacaktır. Kredi piyasası ve tutumsal faaliyete ilişkin göstergelerin yanı sıra döviz kuru oynaklığı ve ithalat fiyatlarındaki gelişmeler doğrultusunda enflasyon üstündeki talep ve maliyet yönlü etkisinde bırakır önemini korumaktadır. Yurt içi talep, internasyonal fiyatlar ve küresel risk iştahına ilişkin görünüm, ödemeler dengesine yönelik dış finansman ihtiyacı kaynaklı riskleri canlı tutmaktadır. Kurul, para politikasında fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten bir yaklaşım sergilemeyi sürdürecektir.”

Özette, kurulun, fiyat istikrarının sağlanması için, kuvvetli bir siyaset koordinasyonuyla tüm paydaşları içeren bütüncül bir makro siyaset bileşimine gereksinim bulunmuş olduğu değerlendirmesini yinelediği, kararlarını saydam, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edeceği vurgulandı.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler