21.2 C
İstanbul
Salı, 8 Haziran 2021

Bankacılık sektörü borçlanmasında ‘yeşil’ finansman uygulamaları yaygınlaşıyor

Benzer Haberler

Eralp Yalçın
Ekonomi Yazarı
İstanbul

Türk bankacılık sektörü, salgın koşullarında yurt dışı borçlanmadan genel olarak negatif etkilenmezken, kaynak sağlamada yeşil alternatiflerinin yaygınlaşması ile geçen senenin mart ayından bu yana toplam 1,8 milyar dolarlık, 2016’dan bu yana da 2,7 milyar dolarlık sürdürülebilir ve çevreci tahvil ihracı yapmış oldu.

Salgının iktisat ve finansal piyasalara tesirleri çeşitli yönleriyle hissedilirken, salgın öncesinde halihazırda yükselişte olan çevreci-sürdürülebilir fonlama şekilleri küresel ölçekte 2020’de hız kazanmıştır.

Firmaların geleneksel finansal göstergelerinin yanı sıra çevreci, toplumsal ve yönetişimsel göstergelerini de dikkate alan bu fonlama türünün dünyadaki yükselişine, Türk bankaları da çevreci-sürdürülebilir tahviller ve sürdürülebilirlik temalı krediler ile katılım sağlamış oldu.

AA muhabirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Finansal İstikrar Raporu’ndan derlediği bilgilere bakılırsa, salgının başladığı dönemden bu yana bankacılık sektörü, toplamda 1,8 milyar dolarlık, averaj 5 yıl vadeli sürdürülebilir ve çevreci tahvil ihracı yapmış oldu.

Bankacılık sektörü tarafınca ihraç edilen çevreci ve sürdürülebilir tahvil miktarı 2016’dan bu yana da toplam 2,7 milyar dolara ulaştı.

Çevreci tahvil ihraç hacmi küresel boyutta giderek artıyor

İklim değişikliğine ilişkin riskler artık finansal sistemle direkt ilişkilendirilirken, bu durumun ekonominin geneline negatif yansıyacağı görüşü de tüm dünyada yüksek sesle dile getiriliyor.

Sel, kasırga benzer biçimde ani hava değişimleri ile çeşitli organik afetlere maruz kalan sektör ve bölgelerde finansal koşullarda sıkılaşma ve kredi engellemelerinin görülebileceği, firmaların piyasa değerlerinde kayıplar yaşanabileceği belirtiliyor. Çevreci ve sürdürülebilir finansman araçları, iklim değişikliği kaynaklı bu risklerin yönetilmesinde gereksinim duyulan kaynağın karşılanması için bir potansiyel olarak görülüyor.

Bu duruma yönelik farkındalığın artmasıyla çevreci ve sürdürülebilir finansman araçlarının işlem hacimleri de yükselmeye başladı. Çevreci finansal araçlar; başta tahvil ve kredi olmak suretiyle, İslami finansman, sigortacılık ve hisse senetleri alanlarında gelişim gösterdi. Söz mevzusu gelişmelerle çevreci tahvil ihraç hacmi, küresel boyutta giderek arttı. Avrupa ise ihraçlarda önde geldi.

Daha geniş kapsamda olan sürdürülebilir finansman ise firmalara sağlanan fonlamanın, firmaların çevre ve çeşitli toplumsal kriterlere gösterdikleri uyuma bakılırsa değişkenlik sağlaması esası üstüne kuruldu.

Türkiye’de de sürdürülebilir bankacılığın yaygınlık kazanılmış olduğu, oldukca sayıda bankanın kendi faaliyetleriyle ilgili elektronik satmaca, web bankacılığı, mobil ödeme benzer biçimde çevre dostu uygulamalarının arttığı görülüyor. Sektörün ek olarak, sürdürülebilir finans yöntemiyle bilhassa yurt dışından kaynak elde etmiş olduğu ve bu kaynakları yurt içinde iklim değişikliğinin sınırlandırılmasına hizmet eden projelere destek olarak sunmuş olduğu gözleniyor.

Kaynak temini esnasında, sürdürülebilir bankacılık mevzusunda çeşitli performans kriterlerini belli bir takvime bağlı olarak elde eden bankalar, sürdürülebilirlik odaklı sendikasyon kredilerinde maliyet pozitif yanları elde edebiliyor.

Türkiye’de sürdürülebilirliğe yönelik düzenlemeler yaygınlaşıyor

Son dönemde küresel finansal gündeme hızla yerleşen iklimle bağlantılı finansal istikrar riskleri, orta ve uzun solukta dikkatle ele alınması ihtiyaç duyulan mühim başlıklar içinde ilk sıralardaki yerini aldı.

Küresel çapta artan farkındalık paralelinde Türkiye’de de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Ana para Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul da enerji verimliliği ve sürdürülebilirliğe yönelik düzenlemeleri devreye aldı.

BDDK, Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik kapsamında enerji performansı yüksek konutlar için kredi tutarının güvence olarak alınan konutun değerine oranını daha yüksek belirleyerek konutlarda enerji verimliliğini teşvik etti. SPK ise Kurumsal Yönetim Tebliği’nde yapmış olduğu değişiklikle halka açık ortaklıkların “Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi”ne uyup uymadıklarını raporlanmasını mecburi tuttu. Borsa İstanbul da BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ile görevli yatırımcılara sürdürülebilir yatırım seçenekleri sundu.

Internasyonal çapta yürütülen bu emekler, G20 düzeyinde takip edilmeye ve desteklenmeye başlandı.

Nitekim Internasyonal Para Fonu (IMF), son yıllarda yayımladığı küresel raporlarda, iklimle ilgili mevzulara ağırlık verirken, Dünya Bankası, mevzuyu kalkınma için bir risk faktörü olarak gördüğünü duyurdu. OECD ise iklim değişikliğini birçok açıdan ele alarak ekonomik kalkınmaya etkilerini değerlendirdi.

Yeşil tahvil nedir?

Naturel yaşama, çevreye ve iklime yarar elde eden, sürdürülebilirliğe katkıda bulunan projeler için bütçe ve kaynak yaratan tahviller; “yeşil tahvil” olarak nitelendiriliyor.

Bu tahvillerden elde edilmiş getiriler, geleneksel tahvillerden değişik olarak yalnız yeşil projelerde kullanılıyor. Enerji verimliliği, kirliliği önleme ve denetim, organik kaynakların sürdürülebilirliği, biyoçeşitliliğin korunması, çevre dostu temiz ulaşım ve sürdürülebilir su benzer biçimde uygulamalar yeşil proje örnekleri olarak öne çıkıyor.

Dünyada ilk kez 2007’de Avrupa Yatırım Bankası tarafınca ihraç edilen yeşil tahvillere zaman içinde ilgi hızla arttı. Geçen 10 senenin arkasından 2017’nin ilk yarısında dolaşımdaki yeşil tahvil tutarının 200 milyar doları aştığı belirtiliyor.

Yeşil tahvillerin küresel piyasa değerinin 2020 senesinde ortalama 1 trilyon dolara ulaşmış olduğu öngörülüyor. Yeşil tahvil ihracı, Türkiye’de ise ilk kez 2016’da Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) tarafınca yapılmış oldu. Yeşil tahvil ihracının toplam değerinin 3 milyar dolara yaklaştığı ifade ediliyor.

“Yeşil merkez bankacılık, yeşil dijital dönüşüm benzer biçimde başlıkları daha sık duyacağız”

TSKB Başekonomisti Dr. Burcu Ünüvar, mevzuya ilişkin AA muhabirine yapmış olduğu açıklamada, içinden geçilen salgın sürecinin, küresel eşitsizliklerin ne kadar keskin bulunduğunun bir kez daha görülmesini sağladığını söylemiş oldu.

Buradan çıkartılan dersle kaynak dağılımının kalkınma ekseninden konuşulması gerektiği mevzusundaki uzlaşının genişlemeye başladığına işaret eden Ünüvar, “Küresel ekonominin yaralarını sarması için önümüzde uzun bir yol var. Buradaki iyileşme ihtiyacı; sağlıktan eğitime, şehirlerin altyapısının iyileştirilmesinden organik kaynakların korunmasına kadar pek oldukca ödevin bizi beklediğine işaret ediyor.” diye konuştu.

Ünüvar, yakın zamana kadar gelecek nesillerin problemi olarak görülen iklim değişikliğinin ise artık her insanın yaşamını etkileyen, mücadelesi ertelenemez bir mevzu bulunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Sürdürülebilirlik perspektifinden kalkınmayı önceliklendiren bir gelişme çerçevesinin başarıya ulaşmış olabilmesi için hususi sektörün bu gösterime uyum sağlaması son aşama eleştiri. Bu uyumu destekleyecek unsurların başlangıcında yeşil finansal araçların ve yeşil finans piyasalarının gelişmesi geliyor. Dünya genelinde bu mevzuda bir hızlanma olsa da hemen hemen yolun oldukca başındayız. Bir tek hususi sektörün değil, devletlerin de yeşil finansal araçları kullanımı, yakın dönemde buradaki ilgiyi daha da arttıracaktır. Kamu politikalarının sürdürülebilirlik vizyonuna ağırlık vermesi, para ve maliye politikaları üstünde de etkilerini gösterecektir. Yeşil merkez bankacılık, yeşil dijital dönüşüm benzer biçimde başlıkları bundan sonrasında daha sık duyacağız. Tüm bu çerçevenin başarıya ulaşmış olabilmesi için internasyonal iş birlikleri kurulması, taksonominin, teknik ve yasal altyapının geliştirilmesi de yakın dönem öncelikleri içinde yer alacaktır.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler