14.7 C
İstanbul
Cumartesi, 27 Kasım 2021

İstanbul Eğitim Zirvesi’nde ‘Müfredatın Uluslararasılaştırılması’ paneli düzenlendi

Benzer Haberler

Damla Sarıca
Eğitim Yazarı
İstanbul

Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Kurul Üyesi Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Türkiye Maarif Vakfınca “Eğitimde Yeni Eğilimler ve Dönüşüm” temasıyla çevrim içi düzenlenen ve Anadolu Ajansının “Global İletişim Ortağı” olduğu İstanbul Eğitim Zirvesi‘nde konuştu.

“Müfredatın Uluslararasılaştırılması” başlıklı panelde değerlendirmelerde bulunan Gürcan, değişik coğrafyalarda, değişik kültürlerde ortak bir eğitim verilebilmesi için ilkin “Iyi mi insan?” sorusunun yanıtlanması icap ettiğini söylemiş oldu.

Bu anlamda Maarif Vakfı okullarında öğrenen profilinin hangi değişkenler üstüne tanımlanması icap ettiğini düşündüklerini aktaran Gürcan, “Informasyon felsefesindeki değişimle bilgiden ziyade öğrencinin niteliklerine yoğunlaşılması ve insana yatırım yapılması icap ettiğini biliyoruz. Şu sebeple informasyon taşıyıcılığı artık mühim değil. Bilginin beceriye dönüşümü ve yapabilme nitelikleri üstüne odaklanılmış durumda. Bu anlamda Maarif öğrenen programında dört temel değişken var. Birincisi aklını, zihnini, düşünme yapısını kullanabilen öğrenen. İkincisi kendini yönetebilen, niteliksel kararlar alabilen, iradesini yönetebilen. Üçüncüsü bir toplumsal tahsil çevre içinde vicdanını, hakkaniyetini yada beraber olduğu kişilerle kontakt kuran vicdanlı öğrenen. En sonunda zamanını yöneten yalnız düşüncede, duyguda değil, vakit yönetiminde de etkin olan öğrenen.” diye konuştu.

Prof. Dr. Gürcan, bu 4 temelin üstüne dörder de kalite konulduğunu dile getirerek, şöyleki devam etti:

“Örnek olarak akıllı öğrenen içinde bilgili, şuurlu, tehlikeli sonuç, analitik düşünen, araştıran talebe profili bizim için ehemmiyet taşıyor. İradeli öğrenende de ilkeli fakat emin, azimli ve motive olmuş, istekli ve görevlerini yerine getirmede mesuliyet sahibi olmasını önceliyoruz. Üçüncü boyutta ise vicdanlı dediğimiz toplumsal bir ortamda bulunan öğrencinin hem sözünde hem davranışında güvenilir ve duyarlı olması. Yardımsever ve karşısındakine şefkatli olması ve saydam olması, doğrusu samimi olmasını bekliyoruz. Dördüncü değişken olan aktifte de risk alabilen, yürekli, diplomatik yapısı olan, uzlaştırıcı çatışma durumlarını da dengeli ve uyumlu hareket eden ve tesir ve toplumsal etkileşimde bulunan.”

Internasyonal tasarlanmış bir programın insan odaklı olması gerektiğine dikkati çeken Gürcan, şunları kaydetti:

“İnsanı merkeze alan, insana, öğrencisine ve öğretmenine güvenen, onun iç donanımları ile muhteşem bir donanıma haiz olduğuna inanan, talebe merkezli, toplumu ve evrensel değerleriyle bütünleşik bir yaklaşım. Birincisi bu. İkincisi gelişim odaklı. Kendi bölgesinde, her alanda örnek bir kurum olması adına talebe, öğretmen, veli ve tüm paydaşların gelişimine azami ehemmiyet vermek ve bu anlamda politikalar geliştirmek. Doğrusu dünden bugünü daha iyi hale getirebilmek ve devamlı seyretme ve değerlendirme emekleri yapmak. Üçüncüsü kim bilir panelimizin esas mevzusu kültür farklılığını standardın içinde bir zenginliğe dönüştürebilmek.”

Gürcan, ortak müfredatın oluşmadığı alan ve derslerde güçlük çıkabileceğini düşündüklerini belirterek, sorunları aşmada belli sistemlerin lüzumlu olabileceğini aktardı.

UNESCO’nun eğitim raporu

Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ford Vakfı Internasyonal Eğitim Uygulamaları Profesörü Fernando Reimers ise UNESCO’nun tarihinde üç kere bağımsız bir komisyon oluşturarak eğitim üstüne rapor hazırladığını anımsattı.

Son raporun daha öncekilerden değişik olarak direkt hükümetlere hitap etmediğini belirten Reimers, şu değerlendirmede bulunmuş oldu:

“Önceki raporlar eğitimdeki değişimde hükümetlerin karar almasını mümkün kılmıştı. Bu raporda ise ‘Eğitim kültürü, öğretmenler, öğrenciler, ebeveynler ve tüm cemiyet değiştikçe değişebilir.’ üstünde duruyor. Dolayısıyla öğrencilerin neyi öğrenmesi ve yapabilmesi gerektiği mevzusunda bir uzlaşmaya varmamız gerekiyor. Burada ortak bir inşa süreci gerekiyor. Sizin için okul için ne anlama geliyor? Bunu oturup düşünmek gerekiyor. Tüm dinleyicileri bahsettiğim bu rapora ulaşıp okumaya çağrı ediyorum. Bu raporsa daha provokatif olmayı hedefliyor. Burada bir mecburiyetten, zorunluluktan bahsediyor. İlk evrensel insan hakları üstüne kuruluyor. Şu an insanların karşı karşıya kalmış olduğu temel güçlüklere odaklanıyor. Örnek olarak iklim değişikliği ve toplumsal bölünme, artan sertlik ve gene artan yoksulluk ve eşitsizlik. Bunlar dirimsel önemde mevzular ve eğitim bilgili bir halde bu mevzulara odaklanmalı.”

Reimers, söz mevzusu raporun eğitimde müfredatın değişimini mecburi kıldığına vurgu yaparak, şunlar aktardı:

“UNESCO’nun eğitim raporu bizlere yeni pencereler açıyor ve öğrencilerin tahsil sürecinin okul dışındaki şeylerle iyi mi bağlantılı bulunduğunu anlamamızı sağlıyor. Pandeminin de bu mevzuda bir tesiri var. Bu yalnız bilgiyi paylaşmak değil, fark yaratma isteği ve bu mevzuda lüzumlu becerilere haiz olmak mevzusudur. Yalnızca insan haklarını anlamaktan bahsetmiyorum. Bir tek bu mevzuyu umursamaktan da bahsetmiyorum. Okulda ve haricinde insan haklarının bir gerçeğe dönüşmesi için yapması ihtiyaç duyulan şeylere odaklanmalarını istiyoruz. Doğrusu kendi topluluklarında, uluslarında ve dünya genelinde. Küresel pandemi eğitim tarihinde korkulu bir yıkım de getirdi. Gezegenimizdeki insan yaşamının ne kadar kırılgan bulunduğunu bizlere gösterdi.”

“Müfredatın tanımı tekrardan yapılmalı”

Cambridge Üniversitesi Eğitimde Liderlik Kısmı Öğretim Üyesi Pete Dudley de müfredatın tanımının tekrardan yapılması icap ettiğini dile getirdi.

Müfredatın misyonları bulunduğunu aktaran Dudley, “33 senedir bu işin içindeyim ve oldukca açıkça görebiliyorum ki her çocuk birbirine saygı göstermeyi öğrenmeli. Eğitimin çıktıları üstünden baktığımız vakit oldukca ciddi bir eşitsizlik var bu açıdan. Irkçılığın kurbanı olan kişiler bu çıktılara haiz olma mevzusunda oldukca daha şanssız. Beyaz popülasyon bu açıdan oldukca daha talihli. Internasyonal bir müfredat Profesör Ayşen Gürcan’ın söylediği özelliklere haiz olmalı. Bu özellikleri öğrencilere aktarmamız gerekiyor. Bunun ötesine geçerek gizli saklı dinamikleri ve güçleri de değerlendirmemiz gerekiyor. Internasyonal oldukca güzel örnekleri var bunun. Bilhassa Erasmus şeklinde programlarla bir ülkeden başka ülkeye geçen öğrenciler… Örnek olarak iklim değişikliği ve sağlığı mevzuları şeklinde küresel mevzulara eğiliyorlar.”

The Black Curriculum Kurucu ve Üst Yöneticisi Lavinya Stennett da internasyonal müfredat mevzusunda değerlendirmelerde bulunmuş oldu.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler