15.4 C
İstanbul
Çarşamba, 14 Nisan 2021

Yeni tip koronavirüs salgını dünyanın öteki sorunlarını unutturdu

Benzer Haberler

Şirin Akar
Haber Yazarı
Ankara


KORONAVİRÜS HABERLERİ

  • KORONAVİRÜS NEDİR: Bir bakışta koronavirüs salgını
  • NE YAPMALIYIZ: Koronavirüsten iyi mi korunuruz
  • A’DAN Z’YE KOVİD-19 REHBERİ: Koronavirüsle ilgili aradığınız tüm cevaplar
  • RAKAMLARLA: Ülke ülke koronavirüs istatistikleri
  • SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİ: Türkiye günlük ve genel koronavirüs tablosu
  • ŞÜPHELERİNİZ Mİ VAR: Sıhhat Bakanlığı online koronavirüs denetim uygulaması


Dünyayı tesiri altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, küresel çapta krize niçin olarak gündemin ilk sırasına otururken, daha ilkin öne çıkan gelişmelerin gündemden düşmesine niçin oldu.

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve salgına dönüşen Kovid-19’un dünya genelinde bulaştığı şahıs sayısı 3 milyonu, hastalıktan ölenlerin sayısı 210 bini aştı.

Salgının yansımaları ve alınan önlemler tüm dünyanın ortak gündemini oluştururken, Suriye’de sağlanan ateşkesten Keşmir bölgesinde yaşanmış olan baskılara, ABD-Taliban arasındaki sulh anlaşmasından Lübnan’daki hükümet karşıtı protestolara kadar birçok mevzu gündemin arka planına düştü.

Salgına karşı alınan önlemler sebebiyle geçen yıl dünya genelinde oldukca sayıda ülkede ortaya çıkan ve bazıları aylarca devam eden protesto hareketlerinin yoğunluğu azalırken, Hong Kong, Myanmar ve Hindistan şeklinde bazı yönetimlerin, salgın koşullarını fırsat görerek ihlallerini artırdığı gözlendi.

Ateşkesin sağlandığı İdlib’de kısmi itimat ortamı oluştu

İdlib’deki siviller ramazan ayını, Türkiye ile Rusya içinde 5 Mart’ta imzalanan ateşkes sebebiyle nispeten güvende geçiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ateşkes ihlalleri sebebiyle uyardığı rejim ordusu ve destekçisi İran komutasındaki unsurların tahkimatları sürüyor.

Rusya ve rejim saldırıları sebebiyle Türkiye sınırı yakınlarına kaçan milyonlarca sivil halen barınma ve besin krizinin pençesinde. Siviller bilhassa, salgının sonlanması ve briket ev yapımlarının tamamlanmasını bekliyor.

ABD ve Rusya’nın Fırat Nehri’nin doğusundaki YPG/PKK’lı teröristlerin 30 kilometre güneye çekileceği sözleri ise aylar geçmesine rağmen yerine gelmedi. Rusya’nın garantisine karşın teröristlerin nehrin batısındaki Tel Rıfat ve Münbiç’teki varlığı da sürüyor.

ABD başkanlık seçimleri

Kovid-19 salgınının en etkili olduğu ülkeler sıralamasında ilk sırada bulunan ABD’de olay ve ölü sayısı her geçen gün artarken, 2020 başkanlık seçimleri için siyasal arenada hareketlilik devam ediyor.

Ülkede 3 Kasım 2020’de yapılacak başkanlık seçimlerinden çekilen Demokrat aday adaylarından Bernie Sanders, partinin tek aday talibi olarak kalan Joe Biden’a destek vereceğini duyurmuştu.

Öte taraftan Cumhuriyetçi ve Demokratlar, salgın sebebiyle başkanlık seçimleri için “uzaktan oylama” sisteminin önünün açılması mevzusunda ikiye bölündü.

Demokratlar, Kovid-19 salgınının pençesinde seçmenlerin sandık başına gitmesinin tehlikelerine işaret ederek, uzaktan oylama sistemini savunurken, başta ABD Başkanı Donald Trump olmak suretiyle Cumhuriyetçiler ise uzaktan oylama sisteminin “istismara açık” bulunduğunu vurguluyor.

Irak’ta hükümet krizine çözüm arayışları devam ediyor

Salgın sebebiyle sokağa çıkma yasağının sürdüğü Irak’ta, ekim 2019’dan bu yana devam eden ve başbakan Adil Abdulmehdi’nin istifasına yol açarak hükümet krizine yol açan protestoların peşinden, hükümet krizine çözüm arayışları devam ediyor.

Abdulmehdi’nin istifasının peşinden görevlendirilen iki adayın hükümeti kurmakta başarısız olmasıyla, 9 Nisan’da hükümeti kurma görevi Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanı Mustafa el-Kazımi’ye verilmişti.

Sadece hükümet krizinin çözülmesi halinde, yeni başbakan, salgınla mücadeleye ek olarak protestocuların aylardır karşılanmayı bekleyen talepleri, ABD-İran gerginliğinin ülkedeki yansımaları, petrol fiyatlarındaki keskin düşüşün ekonomik tesirleri, terör örgütü DEAŞ’ın artan saldırıları ve Erbil yönetimi ile bütçe ve enerji gelirlerinde müzakereler şeklinde sıkıntılı gündemlerle karşılaşacak.

Afganistan’da sulh anlaşmasına karşın sertlik durmadı

ABD ve Taliban içinde 29 Şubat’ta imzalanan sulh anlaşmasından bu yana ülke genelinde Taliban militanlarınca düzenlenen 2 bin 804 silahlı ve bombalı saldırıda ortalama 240 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi, 300’den fazla güvenlik görevlisi de yaralandı.

Sulh anlaşmasından bu yana Taliban üyeleri, günlük averaj 50 hücum gerçekleştirmiş oldu.

“Afganistan’a Barışı Getirme Anlaşması” gereğince, Taliban’ın “ülke genelinde saldırılarını mühim seviyede azaltması”, buna karşılık ABD ve koalisyon güçlerinin 14 ay içinde askerlerinin tamamını ülkeden çekmesi öngörülüyordu.

Öte taraftan anlaşmaya dahil olan tutsak takası kapsamında şu ana kadar Afgan cezaevlerindeki 550 Taliban üyesi ve Taliban’ın elinde bulunan 60 rehine özgür bırakıldı. Taliban ise ilk olarak 15 kişilik üst düzey liderlerin özgür bırakılmasında ısrar ederken Kabil yönetimi buna yanaşmadı.

Tutsak takasındaki ihtilaf ve tırmanan sertlik eylemleriyle beraber, anlaşmanın geleceği mevzusunda belirsizlik devam ediyor.

Koalisyon krizi biten İsrail’de Filistin’i ilhak planları

İsrail’de ikisi geçen yıl olmak suretiyle üç erken seçime yol açan ve bir yılı aşkın süredir devam eden koalisyon krizi, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz’ın “acil birlik hükümeti” kurulması mevzusunda antak kalma imzalamasıyla son buldu.

Söz mevzusu anlaşmayla İsrail’deki siyasal kriz sona ererken, işgal şartları altındaki Filistin’i ise daha da zor günler bekliyor.

Yeni koalisyon hükümetinin en mühim hedefleri içinde, Batı Şeria’da bulunan 250’den fazla yasa dışı Yahudi yerleşim birimi ile Ürdün Vadisi’ni “İsrail’e ilhak etme” planı yer ediniyor.

Netanyahu, ilhak planına ilişkin önceki gün yapmış olduğu açıklamada, “(ABD Devlet Başkanı Donald) Trump’ın ‘sulh planında’ İsrail’in Yahuda ve Samira’nın tamamındaki (Talmudik Batı Şeria) haklarını tanındı. Başkan Trump (Batı Şeria’daki) Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’nde İsrail’in hakimiyetini tanıyacağı taahhüdünde bulunmuş oldu. Birkaç ay sonrasında bu taahhüttün onurlandırılacağından şüphem yok.” ifadesini kullandı.

Kovid-19 önlemleri gölgesinde devam eden küresel protestolar

Geçen yıl dünya genelinde pek oldukca ülkede ortaya çıkan ve bazıları aylarca devam eden protesto hareketlerinin yoğunluğu, salgına karşı alınan önlemler sebebiyle azalsa da kısıtlamalara karşın yer yer devam ediyor.

Fransa’da akaryakıt zamlarına ve ekonomik koşullara tepki olarak 17 Kasım 2018’de başlamış olan ve Cumhurbaşkanı Macron yönetimine karşı gösterilere dönüşen sarı yeleklilerin eylemleri aralıklarla sürüyor.

Öte taraftan Lübnan’da, ekonomik krize karşı 17 Ekim 2019’da sokağa dökülen halkın talepleri üstüne ocak ayında yeni hükümet kurulması halkın tepkisini dindirmeye yetmedi.

Devam eden fena ekonomik koşullara Kovid-19 tedbirlerinin negatif etkilerinin de eklenmesiyle oldukca sayıda Lübnanlı, başta Beyrut olmak suretiyle birçok kentte gösteriler düzenliyor.

Irak’ın başkenti Bağdat’ta ise Kovid-19 engellemelerinin hafifletilmesinin peşinden geçen hafta başlamış olan hükümet karşıtı gösterilerde 1 şahıs öldü, oldukca sayıda şahıs yaralandı.

Yönetim karşıtı gösterilerde protestocular, yolsuzluk ve kamu malını israf etmekle suçlanan siyasilerin yargılanmasını ve siyasetten çekilmesini istiyor.

Ek olarak Hong Kong Hususi İdare Bölgesi’nde, dün 300 kişilik grup, Kovid-19 salgını sebebiyle kamuya açık yerlerde 4’ten fazla kişinin bir arada bulunması yasağına karşın bir avmsinde gosteri düzenledi.

Cityplaza merkezinde toplanan bir çok genç göstericiler, “Hong Kong’a Özgürlük” şeklinde çarpıcı söz attı ve demokrasi yanlısı aktivistlerin özgür bırakılmasını istedi.

Ülkede geçen yıl suçluların Çin’e iadesine ilişkin yasa tasarısına karşı meydana getirilen kitlesel protestolardan bazılarını örgütledikleri sebebi öne sürülerek demokrasi yanlısı 13 aktivist geçen hafta gözaltına alındı.

Muhalifler tarafınca salgın periyodunu siyasal baskı için fırsat olarak kullanmakla suçlanan Hong Kong yönetimi, insan hakları kuruluşlarından da tepki çekti.

Üçüncü sondaj gemisi Doğu Akdeniz’e gidebilir

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine ilişkin Yunanistan’ın eleştiri ve lobi faaliyetlerine karşı Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimler devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz mevzusunda diyalog masası kurulması gerektiği inancıyla Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Yunanistan’a çağrıda olmasına rağmen Yunanistan’ın Türkiye aleyhine lobi faaliyetlerine giriştiğini anımsattı.

Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’deki gerginliğin düşürülmesi için diyaloğa açık olduklarını yineleyerek, aksi halde üçüncü sondaj gemisi Kanuni’yi bölgeye gönderebileceklerini söylemiş oldu.

Öte taraftan Kovid-19 salgınından meydana gelen ekonomik sıkıntıların, Cenup Kıbrıs Rum Yönetiminin tek yanlı duyuru etmiş olduğu sözde münhasır ekonomik bölgede, 2020’de yapılması planlanan beş sondaj çalışmasının ertelenmesine yol açmış olduğu açıklandı.

Cenup Asya’da Müslümanlar hedefte

Dünya ülkeleri yeni tip pandemi ile savaşım ederken, Hindistan, Keşmir ve Arakan’da Müslüman kesimlere yönelik ayrımcılık ve insan hakları ihlalleri devam ediyor.

Hindistan’ın, anayasanın yarım asırdan uzun süredir Cammu Keşmir’e imtiyaz tanıyan maddesini 5 Ağustos 2019’da iptal ederek bölgenin hususi statülü yapısını ortadan kaldırması, Hindistan-Pakistan gerilimini en üst seviyeye taşımıştı.

Keşmir Denetim Hattı’nda (LoC) meydana getirilen top atışlarının artması sonucu sivil ölümleri ve bölgeden kaçış sürüyor. Son günlerde Cammu Keşmir bölgesinde de paramilis güçlerle direnişçiler içinde çıkan çatışmalarda her iki taraftan kayıplar olduğu bildirildi.

Öte taraftan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Hindistan’da geçen yıl aralık ayında 6 dini gruba vatandaşlık yolunu açan sadece aynı durumdaki Müslüman göçmenleri kapsam dışı bırakacak şekilde değiştirilen “Vatandaşlık Yasası”nı “ayrımcı” olarak nitelendirdi. Raporda, yasanın, milyonlarca Hint Müslüman’ın hakları için tehdit olduğuna yer verildi.

Ülkede, yasayı protesto eden Müslümanlara yönelik Hindu aşırıcıların saldırılarında 79 sivil yaşamını yitirmiş, Müslüman mahalleler basılmış ve bazı camiler yakılmıştı.

Myanmar’da ise Kovid-19 salgını sürecinde Arakanlı Müslümanlara yönelik insan hakları ihlallerinin sürdüğü bildirildi.

Arakan Rohingya Birliğinin (ARU) yayımladığı raporda, Arakan eyaletindeki minimum 7 şehirde binlerce Arakanlı Müslüman’ın uydurma ve aslı astarı olmayan suçlarla yada herhangi bir suçlama olmaksızın hapishanelere atılmış olduğu bilgisi paylaşıldı.

Myanmar’ın Arakan eyaletinde 2012’de Budistler ile Müslümanlar içinde çatışmalar çıkmış, vakalarda bir çok Müslüman binlerce şahıs katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Ağustos 2017’den sonrasında Arakan’daki baskı ve zulümden kaçıp çevre ülkelere sığınan oldukca sayıda Arakanlı da insani yardımların ulaşamadığı salgın koşullarında açlık tehlikesiyle karşı karşıya.

– Kovid-19 salgınının yansımaları ve alınan önlemler tüm dünyanın ortak gündemini oluştururken, Suriye’deki insani krizden İsrail’in Filistin topraklarını ilhak planına, 2020 ABD başkanlık seçimlerinden küresel protesto hareketlerine kadar birçok mevzu arka planda kaldı.
– Geçen yıl dünya genelinde oldukca sayıda ülkede ortaya çıkan ve bazıları aylarca devam eden protesto hareketlerinin yoğunluğu, salgına karşı alınan önlemler sebebiyle azalırken, Hong Kong, Myanmar ve Hindistan şeklinde yönetimlerin salgın koşullarını fırsat görerek ihlallerini artırdığı gözlendi
– İdlib’de ateşkesin sağlanması için Türkiye ve Rusya içinde 5 Mart’ta varılan mutabakatın peşinden kısmi itimat ortamı oluştu 
– Koalisyon krizi biten İsrail’de yeni hükümet, Filistin topraklarını ilhak planlarını devreye soktu 

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler