13.5 C
İstanbul
Çarşamba, 21 Nisan 2021

İranlı uzman Cemşidi: Rejim siyasal ve ekonomik açıdan bir çıkmazda

Benzer Haberler

Şirin Akar
Haber Yazarı
Tahran

İran’da gösterim icra eden Asya gazetesinin Genel Gösterim Yönetmenliğini de yürüten siyasal uzman Cemşidi, İran’ın bölgedeki askeri varlığı, nükleer anlaşmanın geleceği ve ülkedeki siyasal tabloyu AA muhabirine değerlendirdi.

ABD, nükleer anlaşmaya dönerek yaptırımları kaldırsa dahi bunun halk üstünde bir tesiri olamayacağını, bir tek devlete birazcık daha süre kazandıracağını belirten Cemşidi, “İran’da rejim siyasal ve ekonomik açıdan bir çıkmazdadır. Bu çıkmazdan kurtuluşun tek yolu temel değişikliklerdir. İran devletinin dünya görüşü değişmelidir. İran, batı-ABD düşmanlığı, İsrail’i yok etme çabası ve medeniyetlerle savaşmayı bırakmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Cemşidi, İran’da idarenin ülke içinde ve haricinde rejimle araları iyi olmadığı için kenarda duran “işin ehli” uzman kişilere teslim edilmesi icap ettiğini savunarak, “İran’da geride kalan 42 senelik politikalarda esaslı ve büyük değişimler tek çıkış yoludur. Dünya, bölge ülkeleri ve kendi halkıyla barışmalıdır. Siyasal ve ekonomik yapıdaki değişim için geniş müzakereler başlatılmalıdır.” görüşlerini paylaştı.

“İran’ın ABD değil, AB ile görüşme yaptığına dair söylemler propagandadan ibarettir”

İran’ın yaptırımların başlamasıyla günlük 5 milyon varile çıkması beklenen petrol ihracatının 300 bin varilin altına indiğini ve bu yüzden ciddi mali sorunlarla karşı karşıya kalmış olduğu için görüşme hayata geçirmeye karar verdiğini sadece Trump ile olmaması için çaba gösterildiğini dile getiren Cemşidi, şunları söyledi:

“ABD’de Demokratların iş başına geçmesi İran’ı sevindirdi sadece Trump da kazansaydı Tahran yönetimi gene müzakerelere başlayacaktı. İran, süre kaybetmeden süratli adımlar attı ve şimdi Viyana’da müzakerelerde bulunuyor. İran’ın ABD değil, Avrupa Birliği (AB) ile görüşme yaptığına dair söylemler propagandadan ibarettir ve içeriye dönük mesajlardır. İran fiili olarak Viyana’da hem AB hem de ABD ile kapalı kapılar ardında direkt müzakerelerde bulunuyor.”

“Tüm yaptırımların bir seferde lağvedilmesi mümkün değildir”

İran için öncelikli meselenin yaptırımların kalkması, paralarının özgür kalması ve bankacılık faaliyetlerinin yapılabilmesi bulunduğunu ifade eden Cemşidi, buna karşılık Biden’ın acelesi olmadığını ve Tahran’ın dış politika öncelikleri içinde yer almadığını söylemiş oldu.

Cemşidi şöyleki devam etti:

“Tüm yaptırımların bir seferde lağvedilmesi mümkün değildir. İran’ın her bir milyar dolarının özgür kalması onun için büyük ganimettir. O yüzden acil ediyor ve müzakerelerde bulunuyor. ABD yaptırımları İran’ı ağır baskı altında bıraktı ve oldukça zayıflattı. Bunun üstüne müzakereler başladı. İran, süratli bir halde bazı tavizler almak istiyor. Yaptırımların kaldırılması ve paraların özgür kalması halinde müzakerelerin uzun sürmesi İran için o denli mühim değil.”

Cemşidi, ABD’nin birkaç ufak adım atması halinde İran’ın taahhütlere geri dönmeye hazır bulunduğunu savunarak, “Natanz Nükleer Tesisi’ne meydana getirilen hücum İran’ın Viyana’daki müzakereleri terk etmesine yol açmadı. İran, o masaya yapışmış durumda ve yaptırımların kaldırılmasını sağlayana kadar müzakerelere devam edecektir.” şeklinde konuştu.

“İran Körfezi’ndeki ufak ülkeleri rehin alarak ABD’den ödün koparabileceğini zannediyor”

İran’ın bölgesel askeri faaliyetlerini ve Biden ile Demokratların Tahran’a yönelik politikalarını eleştiren Cemşidi, ABD’nin Husileri terör listesinden çıkarmasının peşinden Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların artığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Yemen’de Husiler, oradaki ateşi körüklüyor ve krizi derinleştiriyor. Bunlar İran’ın desteğinde. Biden, bu tarz şeyleri terör listesinden çıkardı ve peşinden Suudi Arabistan ile öteki hedeflere saldırıların arttığını gördük. Bu da gösteriyor ki; bu örgütler Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de tavizlerle sakinleşmez. Trump bunlara ödün verilmemesi icap ettiğini düşünüyordu. İran’ın bunlara en büyük desteği mali ve silahtır. Bu kanalın kapatılması gerekiyor. Lübnan Hizbullahı’nın faaliyetleri son 2 yılda oldukça azaldı.”

Cemşidi, Yemen ve Suriye’deki insani şartların fena bulunduğunu sadece coğrafyanın başka ülkelerin rekabet alanına döndüğünü belirterek, “İran’ın Suriye ya da Yemen benzer biçimde yerlerdeki mevcudiyeti güç göstergesi değildir. Buralarda fitne, şer ve mesele çıkarabileceğinin bir göstergesidir. Buraları bayındır etmeniz, siyasal, ekonomik ve kültürel nüfuza haiz olmanız güç göstergesidir. Oranın halkı ve yönetimi sizi istemelidir. Aksi takdirde tahripkar ve şer gücü olarak görülürsünüz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Gelişmelerin aynı şekilde devam etmesi halinde İran’ın askeri çatışmalarla karşı karşıya kalabileceğini ve İsrail’in Suriye’deki hedefleri devamlı olarak vurduğunu kaydeden Cemşidi, “İran çaresiz olduğundan Suudi Arabistan ya da Fars (Basra) Körfezi’ndeki öteki ufak ülkeleri rehin alarak ya da tehdit ederek ABD’den ödün koparabileceğini zannediyor. Bu çıkmaz İran servetinin heba olmasına ve ülkenin adının kötüye çıkmasına yol açıyor. Ülke sermayesinin buralarda telef edilmesi ve komşu ülkelerin ateşe verilmesi İran’a hiçbir yarar sağlamaz.” diye konuştu.

“İran, seçimleri bir tek dışarıya karşı pozitif bir görüntü çizmek için kullanıyor”

Cemşidi, İran’da 18 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın son 42 yıldaki en düşük seviyede kalacağını ve yeni cumhurbaşkanının nükleer antak kalma üstünde etkili olamayacağını iddia ederek,”İran’ın genel siyasetinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu oldukça etkili değildir. Bilhassa nükleer enerji mevzusunda son karar alıcı ülke lideri Hamaney’dir. Seçimler bir tek görüntüden ibarettir ve katılımın en düşük seviyede olması umut ediliyor. İran, seçimleri bir tek dışarıya karşı pozitif bir görüntü çizmek için kullanıyor.” değerlendirmesini yapmış oldu.

Ülkede seçimlerin öneminin azaldığı tespitinde bulunan Cemşidi, sözlerini şöyleki noktaladı:

“Genel politika ve nükleer enerji politikaları Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde değildir. Askeri ve güvenlik kurumları ile Hamaney’in elindedir. İran’da köklü değişikliklerin olması lazım ve bunun oldukça uzun süre almayacağını düşünüyorum.”

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler