26.4 C
İstanbul
Cumartesi, 15 Ağustos 2020

İç çekişmeler ile dış müdahaleler içinde kalan Lübnan’da sistem değişimi mümkün mü?

Benzer Haberler

Şirin Akar
Haber Yazarı
Beyrut

Değişik din ve mezheplere dayalı siyasal bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya haiz Lübnan, son 30 senenin en büyük krizlerden birini yaşarken, ticaretinin can damarı olan Beyrut Limanı’nda meydana gelen şiddetli patlamayla yeni bir felakete sürüklenmiş oldu.

  • Beyrut patlamasının peşinden Hizbullah’ın Lübnan’daki rolünü artıracağı iddia ediliyor
  • Türkiye STK’larıyla da Lübnan’ın yaralarını sarıyor

Patlamadan birkaç gün sonrasında “Hesap Günü” çarpıcı sözleri eşliğinde başkent Beyrut’ta düzenlenen protesto eylemleri, ABD’nin yaptırımlarının hedefindeki Hizbullah ve siyasal müttefiklerinin destekleriyle birkaç ay ilkin kurulan Hassan Diyab hükümetini istifaya zorladı.

Beyrut’ta 15 milyar dolar maddi hasarın yanı sıra 177 kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili yürütülen soruşturma, ülkedeki siyasal güçler içinde ihtilaf mevzusu oldu.

Lübnan’da İran ve Beşşar Esed rejimi karşıtlığıyla malum 14 Mart Bloku’ndaki siyasiler soruşturmanın internasyonal bir komite tarafınca yürütülmesini isterken, Hizbullah ve siyasal müttefikleri Lübnan yargısına güvenmeleri icap ettiğini korumak için çaba sarfediyor.

Beyrut Limanı’ndaki şiddetli patlamayla yeni bir krize sürüklenen Lübnan, içindeki siyasal kutuplaşmasının zirveye çıkmış olduğu ve internasyonal müdahalelerin arttığı bir dönemde yeni bir yönetim sistemi modeline geçmesi de pek mümkün görünmüyor.

Lübnan’ın doğuya yönelme ihtimali zor

Orta Doğu’nun ufak ülkesi Lübnan’ı mevcut krizlerden kurtarmak için birçok senaryo konuşuluyor.

Bu senaryolardan biri de İran’ın ülkedeki vekili olarak malum Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah tarafınca gündeme getirildi.

Nasrallah, mayıs ayında hükümetin ekonomik krize karşı Internasyonal Para Fonu (IMF) ile müzakerelere başladığı günlerde ülkenin krizleri aşmak suretiyle Çin ile ortaklaşa iş için doğuya yönelmesi icap ettiğini savundu.

ABD ve Körfez’deki Arap ülkeleri de geçen hafta istifasını sunan sadece yeni hükümet kuruluncaya kadar geçici olarak görevde kalmaya devam eden Hassan Diyab kabinesini “Hizbullah’ın hükümeti” olarak tanımlıyor.

Lübnanlı avukat ve politika uzmanı Joseph Ebu Fadıl, Beyrut yönetiminin dünyanın süper güçlerinden ABD’ye karşın doğuya yönelmesine olasılık vermiyor.

Ebu Fadıl, “Bizim Çin ile ABD arasındaki büyük çekişmelere dahil olmamız mümkün değil. Hatta Arap ülkelerinin çoğunun yanı sıra Avrupa Birliği ve İngiltere bile Washington yörüngesinde dönüyor.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Ülkedeki iç savaşı sonlandıran 1989 yılındaki Taif Anlaşması’nın mezhep eksenli yönetimi derinleştirdiğini korumak için çaba sarfeden Ebu Fadıl, “Lübnan’daki çözümlerin anahtarları kuvvetli ülkelerin dayatmalarındadır.” dedi.

Ebu Fadıl, Lübnan halkının kendilerine iyi bir yaşam sunacak yönetim haricinde bir şey istemediğinin altını çizerek, şunları söylemiş oldu:

“Dünya ülkelerinin Birleşmiş Milletler (BM) üstünden Lübnan halkına direkt yardımlar göndermesi, Lübnan Devleti için büyük utanç deposudur.”

Ulusal Birlik Hükümeti

Lübnan Üniversitesi’nde akademisyen Kamelya Cureyc de ülkenin doğu ya da batıya değil, kendi içinde birliğini sağlamasıyla çözüm yolu bulabileceğine dikkati çekti.

“Lübnan’daki mevcut sistem, siyasal ve ticari kapıların açılmasına katkı sağlamış oldu. Dolayısıyla Lübnan, yardımlar adı altında siyasal müdahaleler alanına dönmüş durumda.” diyen Cureyc, ülkedeki sistemin temellerini oligarşilere benzeterek, “Bu oligarşiler, bölgesel ve internasyonal düzeyde olan devletin himayesindeler.” ifadelerini kullandı.

Cureyc, Başbakan Hassan Diyab’ın istifasını sunmuş olduğu 10 Ağustos’tan beri Ulusal Birlik Hükümeti’nin kurulması yönünde ülkedeki siyasal güçler içinde bir ortaklaşa iş olduğuna dair gelen detayları şu ifadelerle değerlendirdi:

“Ulusal Birlik Hükümeti ile ne demek istiyorlar acaba? Ülkedeki mezhepleri temsil eden bir hükümeti istiyorlarsa bu kabul edilemez. Siyasal partileri temsil ediyorsa da ulusal olması imkansız.”

Fransa Cumhurbaşkanı Manuel Macron’un Beyrut ziyareti esnasında Lübnan için önerilmiş olduğu yeni yönetim sistemine de değinen Cureyc, “Bizlere vatanseverliği ve yeni bir ulusal devleti inşa etme ruhunu vermeyen hiçbir sistem kalıcı olması imkansız. Kurumlardan oluşan bir devletin kurulması için yeni bir girişim gerekiyor.” dedi.

Cureyc, mezheplere bağlı mevcut seçim yasası yerine vatandaşın iradesini parlamentoya taşıyacak yeni bir seçim yasasının kaçınılmazlığına dikkati çekti.

Lübnan’da 1943’teki ulusal mutabakata gore, parlamentodaki koltuk dağılımından işgören atamalarına kadar her şey mezhep temelli kotalarla belirleniyor.

Bu yapıya gore Cumhurbaşkanı’nın Maruni Hristiyan, Meclis Başkanı’nın Şii ve Başbakanın ise Sünni olması gerekiyor.

“Lübnan internasyonal çekişmelerden uzak tutulursa çözüme kavuşur”

Lübnanlı politika ve iktisat uzmanı Sami Ender ise ülkedeki krizlerin çözülmesinin öyleki kolay olmayacağına işaret ederek, “Lübnan sadece internasyonal çekişmelerin haricinde tutulursa köklü çözümlere kavuşur.” dedi.

Ülkede bugüne dek devam eden mezhep eksenli yönetimden netice alınamadığı ve bu sistemin artık değişmesi icap ettiğini vurgulayan Ender, “Ekonomik durumu kurtarmak için IMF’ye ve iç reformlara gereksinim var. Lübnan’da ekonomik çöküşün önüne geçmek için acil likiditeye gereksinim var.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.

Ender, Lübnan’da ekonomik krize karşı hayata geçirilmesi ihtiyaç duyulan reformları ise “Reformların kamu maliyesinin yanı sıra bütçe açıkları ve bankacılık sektörü başta olmak suretiyle birçok alanda hayata geçirilmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Ülkedeki ekonomik kriz

Başbakan Diyab, mart ayında ülkesindeki kamu borcunun 90 milyar doları aştığını kaydetmişti.

Sermayenin çıkışına karşı sert uygulamalara başvuran bankalar, aylardan beri yurt dışı havalelerini askıya alarak, müşterilerin hesaplarındaki dövizleri çekmelerine engellemeler getirdi.

Merkez Bankası kuru durağan(durgun) tutsa da mahalli para birimi Lübnan lirasının karaborsadaki kıymet kaybı sürüyor. Resmi kura gore 1 ABD doları, 1500 Lübnan lirası olmasına karşın karaborsada 8 bin lira civarında işlem görüyor.

Lübnan hükümeti, her yıl 2 milyar dolar olmak suretiyle 5 yılda toplam 10 milyar dolar kredi almak için IMF ile müzakerelere başladığını açıklamıştı.

YORUM YAZ

Yorumunuzu girin!
Buraya adınızı girin

Son Gelişmeler

Benzer Haberler