|
Çevreci vergilere devam [01.05.2010]
Aslında herşey bakış açısına bağlı. Nereden bakarsanız öyle görürsünüz. Hatta bakar görmezsiniz. Kendinizi görmek istediğiniz neyse onu gördüğünüze inandırırsınız. Bunun en güzel örneği geçen hafta yaşandı. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın Washington’da yapılan bahar toplantılarında konuşulan enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, fosil yakıtlar ve vergi ilişkisi de gündeme geldi (Bu konularda bilgi için bakınız, Hakan Üzeltürk, Vergi Etkisi: Enerjinin Zamanda Yolculuğu, Ankara-2008, Yaklaşım Yayınları)
Dünya Bankası’nın Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, “Türkiye, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji gibi alanlarda dünyada lider. Yatırım için Dünya Bankası’nın temiz teknoloji fonuna erişim sağlayan ilk ülke. Dünyanın Türkiye’den öğreneceği şeyler var.” demek suretiyle yukarıda değindiğimiz bakış açısını da ortaya koymaktadır. Görünen o ki bu konuda kendisinin bilgi eksikliği var. Keşke enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konusunda dünya lideri olsak. Bırakın lider olmayı öncü ülkeler arasında olsak o bile iyi. Ama bu sözlerde doğru olan bir şey var, o da Dünyanın Türkiye’den öğreneceği çok şey olduğu.
Bu görüşün temelinde ülkemizde dünyanın en pahalı benzininin satılması yatıyor. Zachau’nun bakış açısına göre bu durum fosil yakıt tüketimine engel olduğundan önemli. Büyük hacimli motorlara getirilen fahiş vergiler sebebiyle karbon emisyonu yüksek araçların cazibesi azalıyor. Bu noktada toplantıda Türkiye’yi temsil edenlerin bakış açısı çok farklı ve doğru. Onlar aslında akaryakıt ve motorlu taşıtlar üzerindeki yüksek ve adil olmayan vergilerin sadece bütçe gerekçesiyle olduğunu biliyor ve konunun çevre olmadığını dile getiriyorlar.
Bir bakıma Türkiye yıllardır eleştiri konusu yapılan yüksek vergiler sebebiyle çevreci bir ülke olarak ilan ediliyor. Oysa çevre, enerji ve vergi politikalarındaki eksiklikleri bilmiyorlar. Burada yaşayanların yıllardır bu konularda neler çektiklerini bilmiyorlar. Belki de biliyorlar ama ifade etmiyorlar. Dediğimiz gibi bu bir bakış açısı.
Oysa akaryakıt üzerinden alınan vergilerde dünyanın lideri olduğumuz, rafineri çıkış fiyatının çok çok üzerinde akaryakıt kullandığımız, bu fiyat bize böyle iken yurtdışına rafineri çıkış fiyatından akaryakıt gönderdiğimiz, bu sebeple LPG tüketiminin arttığı, dolayısıyla ithalatın da yükseldiği, bütün bu sebeplerle özellikle kamyonların mazot yerine 10 numara yakıt kullandığı, bu sebeple tam bir çevre felaketinin yaşandığı ve yıllık vergi kaybının bir milyar Türk lirasına ulaştığı, motorlu taşıtlar vergisinin bir servet vergisine dönüştüğü, yenilenebilir enerji konusunda kaplumbağa adımlarıyla yol alındığı, karbon salınımının önlenmesi konusunda çok gerilerde olduğumuz herhalde üzerinde konuşulmayacak kadar önemsiz konular. Bunlar daha çok vatandaşların bakış açısında yer alıyor.
TOBB yaptığı açıklamada bu durumun lojistik ve ulaşım maliyetlerine etkisi sebebiyle ekonominin canlanması ve kayıtlı çalışmanın artmasını engellediğini belirtmektedir. Akaryakıt üzerindeki yüksek vergiler sebebiyle artan 10 numara yağ kullanımının haksız rekabete, kayıt dışı ekonominin büyümesine, makine ve teçhizatın zarar görmesine, çevreyle insan sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğmasına neden olduğu, bunu önlemek için hem denetimlerin artması hem de akaryakıt ürünleri üzerindeki farklı ÖTV uygulamalarının azaltılması gerektiği ifade edildi.
Bu arada Türkiye’nin bilindiği üzere başka rekorları da var. Özellikle iletişim üzerinden alınan vergiler konusunda. Bu arada baz istasyonlarının çevreye ve insan sağlığına etkisi de ayrı bir konu. Bunların yanında başka vergi rekorlarımız da var ama çevreye etkileri henüz ölçülmemiş.
Türkiye yakından tanındıkça ne kadar çevreci bir ülke olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Öncü ülke konumunda bulunmak herhalde vergi oranlarını belirleyenlerin de dikkatini çekecek ve daha çevreci olmak, daha çok takdir edilmek için vergi artışları devam edecektir. Böylece vatandaşlarımız da çevreci olacaklar, gidecekleri yerlere yürüyerek ya da yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak gideceklerdir. Bunun sonucunda vergi gelirleri düşmüş, kaçakçılık rakamları artmış, bütçe açıkları yamanmış ama çevreci olarak Dünya’ya tanıtılmış bir ülke olarak mutluluk içinde yaşamaya devam edeceğiz. Tabii bu da bir bakış açısı.
Bu arada radyoda güftesi Mustafa Nafiz Irmak, bestesi Münir Nurettin Selçuk’a ait kürdîlihicazkâr parça çalıyor. Bir kısmı şöyle:
“…Hayâl içinde geçti şu tatlı günlerimiz…Şevke ümide doğru kanatlı günlerimiz”
Prof. Dr. Hakan Üzeltürk
hakan.uzelturk@6news.com.tr
Yazarın diğer makaleleri:
* Bu sayfada yer alan makale, yazarımızın kendi görüşüdür. Makaleden 6News sorumlu tutulamaz...
|
İstanbul |
 |
|
21°C Güneşli |
|
|