Home > Columnists > Prof. Dr. Hakan Uzelturk
Varlık Barışında Hüsran [27.02.2010]

Varlık Barışı olarak bilinen ve 22.11.2008 tarihinde 27062 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ya da uygulamada bilinen adıyla Varlık Barışı’ndan yararlanma süresi geçen yılın bitiminde sona erdi. Bilindiği üzere sözkonusu düzenleme ile gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması, taşınmazların kayda alınması, yurt içinde olup işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu varlıkların sermaye olarak konularak işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amaçlanmıştı.

İlk denemenin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine bu sefer 10 Temmuz 2009 tarihli resmi Gazete’de yayınlanan 5917 sayılı “Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile varlık barışında yeni bir sayfa açıldı ve temel olarak varlık barışından yararlanma süresi 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatıldı. Bu seferki uyarımızda şöyle demiştik: “Hikâye her sefer aynı şekilde başlamakta ve sürmektedir. Önce toplumda bu yönde talepler olduğuna dair haberler. Sonra ilgililerin ekonominin bu yöndeki ihtiyaçlarını belirten açıklamaları. Sonra yapılan hazırlıklar ve oluşturulan metinler. Bu düzenlemenin büyük bir coşku ile topluma tanıtılması ve beklentilerin açıklanması. Çizilen iyimser tablolar. Sonra belirlenen sürelerin geçmesi. Herşey çok iyi gidiyor açıklamaları. Sürenin sonuna doğru bu beklentilerin gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması. Hedeflenen tahsilât rakamlarının gerçekleşmemesi ve bir başka barış yolculuğu için yapılan yeni hazırlıklar. Sonra neden olmadı diye başlatılan konuşmaları. Vergi Barışı veya varlık barışı düzenlemelerinin sebeplerine bakıldığında ekonomik sıkıntıların giderilmesi, yeni sayfa açılması, vergi tahsilâtının sağlanması açıklamaları ön plâna çıkıyor. Neden başarısız sorusunun cevabına bakıldığında ise güven eksikliği, hukukî sıkıntılar, kapsam problemi ortaya çıkıyor. Aslında düzenlemelerdeki kapsam bakımından varolan adaletsizliklere hukukî güvencenin sağlanamaması sebebiyle hissedilen güvensizlik de eklenenince insanlar bu imkândan yararlanmak istemiyorlar. Haksız da değiller. Hukuk eksiklikleri hiçbir varlık veya vergi barışında bugüne kadar giderilebilmiş değil. Ama ısrarla aynı hatalar yapılıyor. Ne bu durumu ne de hedeflenen sonuç gerçekleşmeyince neden olmuyor düşüncesini izah etmek kolay değil.”. Bu açıklamalarımızda da tahmin ettiğimiz üzere bu varlık barışının da kaderi ilkiyle aynı oldu.

Bu iki başarısızlığa rağmen varlık barışı sevdasından vazgeçilmedi. Problemler göz ardı edilerek süre bu sefer de başvuru süresi 31.12.2009 sonuna uzatıldı. Üstelik aynı hatalar olmasına rağmen yine başarı beklenerek. Son olarak açıklanan rakamlar varlık barışının beklentilerin yine çok ötesinde kaldığını göstermektedir. Üstelik bir de bu köşeden yine size yazdığımız hukuka aykırı kod uygulamasının da zoruyla. Bunda somut olarak en büyük payı geçmişe yönelik vergi incelemeleri dolayısıyla kuvvetle hissedilen güvensizlik ve tedirginlik; yurtdışındaki bilgilere ulaşma konusunda yapılan hatalı ve hukuka aykırı açıklamalar, mükelleflere varlık barışından yararlanmazlar ise bunun kendileri için iyi olmayacağı yönünde toplumu son derece rahatsız eden, başvuracak olanları da vazgeçiren açıklamalar oluşturmaktadır. Bu açıklamalar da hala meselenin bırakın hukuki problemlerinin, psikolojik boyutlarının dahi anlaşılamadığını göstermektedir. Bu konuda basından takip ettiğiniz ve uzun yıllar önce inceleyip İdareye sunduğumuz İtalya örneği ile ilgili çalışmanın ve bu çabaların ne şekilde Türkiye’de uygulanabileceği yönündeki önerilerin neden uygulamaya geçirilemediğini bugün mutlaka sorgulamak gerekmektedir. Konuya sadece çok önemli bir fırsat demekle ilginin çekilemeyeceği, hukuk eksikliğinin giderilerek mükelleflere hukuki güvencelerin sağlanması gerektiği anlaşılmak zorundadır.

Rakamlara bakarsak:

• 22.11.2008-2.3.2009 dönemi beyan edilen 14.8 milyar lira, tahakkuk eden 419.1 milyon lira.
• 10.7.2009-31.12.2009 dönemi beyan edilen 32.4 milyar lira, tahakkuk eden 1.137 milyar lira.
• Toplam olarak beyan edilen 47.2 milyar lira, tahakkuk eden 1.556.1 milyar lira.
• Toplam tahsil edilen rakam beklenen rakamın çok ötesinde ve sadece 830 milyon lira.


Son olarak İsviçre ile bir çifte vergilendirmeyi önleme Anlaşması yapıldığı Maliye Bakanlığı tarafından açıklanmış ve bu ülkede bulunan paraların varlık barışı kapsamında Türkiye’ye getirilmesi istenmişti. Biz de bu yönde bir anlaşma imzalanmadığını, bunun bir parafe olduğunu, bir anlaşmanın ne şekilde imzalanıp yürürlüğe girebileceğini detaylarıyla aktarmıştık. Bugün Maliye Bakanı’nın açıklamaları sözkonusu anlaşmanın yakında imzalanacağı yönünde. O zaman daha önceki açıklama neden yapıldı diye sormak gerekir. Tabii bu durumda mükelleflerin beklediği güven ortamının ne şekilde olacağını da.


Prof. Dr. Hakan Uzelturk

hakan.uzelturk@6news.com.tr

Yazarın diğer makaleleri:



* The views represented in this article are solely those of the author. 6News is not responsible for the content of this article.
Istanbul
24°C
Partly Sunny

Stay connected with us